Sual: Kadir gecesinin önemi
nedir?
CEVAP
Ramazan-ı şerif ayı içinde
bulunan en kıymetli gecedir. Bazı
âlimlere göre Mevlid gecesinden
sonra en kıymetli gecedir. Kadir
Gecesi, Muhammed aleyhisselamın
ümmetine mahsus bir gecedir. Başka
Peygamberlere böyle bir gece
verilmemiştir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, Kadir gecesini
ümmetime hediye etti, ondan önce
kimseye vermedi.) [Deylemi]
Peygamber efendimiz, daha önceki
ümmetlerden bin sene cihad eden
insanları düşünüp, benim ümmetimin
ömrü kısadır, az ibadet ederler diye
üzülünce, Allahü teâlâ, (Kadir
gecesi senin ve ümmetinindir)
buyurup Habibinin kalbini
ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi,
her Ramazan ayında gelir.
Resulullah efendimize kendisinden
önceki insanların ömürlerinin ne
kadar olduğu bildirilince, kendi
ümmetinin ömürlerini kısa buldu,
uzun ömürlü olan diğerlerinin
işledikleri salih amelleri
işleyemezler diye düşününce, Allahü
teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan
Kadir gecesini ihsan etti. (İ.
Malik)
Resulullah efendimiz, (Beni
İsrail Peygamberlerinden 80 yıl
Allahü teâlâya ibadet eden oldu)
buyurunca, Eshab-ı kiram hayret
ettiler. Bunun üzerine Cebrail
aleyhisselam gelip; “Ya
Resulallah, senin ümmetin bu
Peygamberlerin, 80 yıllık ibadetine
şaşarlar. Allahü teâlâ sana ondan
iyisini gönderdi” diyerek,
(Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır)
mealindeki âyeti okudu. (Tefsir-i
Mugni)
Kadir gecesi hakkındaki hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Dört gecenin gündüzü de gecesi
gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o
günlerde dua edenin isteğini geri
çevirmez, onları mağfiret eder ve
onlar bu günlerde bol ihsana nail
olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe
gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve
günleri.) [Deylemi]
(İnanarak ve sevabını Allahü
teâlâdan umarak, Kadir gecesini ihya
edenin geçmiş günahları affolur.)
[Buhari, Müslim]
(Kadir gecesinde, bir kere Kadir
suresini okumak, başka zamanda
Kur’an-ı kerimi hatim etmekten daha
sevaptır. Kadir gecesinde bir tesbih
(Sübhanallah), bir tahmid
(Elhamdülillah), bir tehlil (Allahü
ekber) söylemek yedi yüz bin
tesbih, tahmid ve tehlilden
kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı
müddeti kadar [az bir zaman]
namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay
bütün geceleri sabaha kadar ibadetle
geçirmekten daha kıymetlidir.)
[Tefsir-i Mugni]
(Kadir gecesi üç defa “La ilahe
illallah” söyleyen müslümanın,
birincisinde bütün günahları
bağışlanır. İkincisinde Cehennemden
kurtulur, üçüncüsünde Cennete
girer.)
Sual: Mevlid ne demektir, mevlid
okumaya bazıları bid’at diyor doğru
mu?
CEVAP
Mevlid, doğum zamanı demektir.
Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının
11. ve 12. günleri arasındaki
gecedir. Peygamber efendimizin doğum
günü, bütün Müslümanların
bayramıdır.
Resulullah dünyaya gelince, amcası
Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe,
(Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu)
diyerek kendisine müjde getirince,
sevinmişti. (Ona süt vermek şartı
ile, seni azat ettim) demişti. Bunun
için, Ebu Leheb’in, her mevlid
gecesinde, azabı biraz
hafiflemektedir. Mevlid gecesi
sevinen, o geceye kıymet veren
müminlerin pek çok sevap kazanacağı
buradan da anlaşılmaktadır. Hafız
Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki:
(Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde
olduğu sorulduğunda, çok azap
çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel
ayının 12. geceleri, azabım
hafifliyor. Resulullah dünyaya
gelince, müjde veren cariyemi
sevincimden azat etmiştim. Bunun
için, bu gecelerde azabım
hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi
azgın bir kâfirin azabı
hafifleyince, O yüce Peygamberin
ümmetinden olan bir mümin, Onun
doğduğu gece sevinir, malını uygun
yerlere dağıtır, ziyafet verir,
böylece, Peygamberine olan sevgisini
gösterirse, Allahü teâlâ onu
Cennetine sokar.) [M. Nasihat]
Resulullah efendimiz, mevlid
gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet
verir, dünyayı teşrifindeki ve
çocukluk zamanındaki şeyleri
anlatırdı. Hazret-i Ebu Bekir de,
halife iken, eshab-ı kiramı toplar,
Resulullah efendimizin dünyayı
teşrifindeki olağanüstü hâlleri
konuşurlardı. Bu gece, Resulullahın
doğum zamanında görülen hâlleri,
mucizeleri okumak, dinlemek,
öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya
ertesi gün oruç tutmakta mahzur
yoktur. Tutulması iyi olur, sevap
olur. Ayrıca, bu geceyi ihya için
ilim öğrenmeli, mesela ilmihal
okumalı, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı
kerim okumalı, dua, tevbe etmeli,
sadaka vermeli, Müslümanları
sevindirmeli, bunların sevaplarını
ölü diri bütün müminlere
göndermelidir.
İslam âlimleri mevlid gecesine çok
önem vermişlerdir. Hazret-i Mevlana,
(Mevlid okunan yerden belalar
gider) buyurmuştur.
Mevlid gecesi, Kadir gecesinden
sonra en kıymetli gecedir. Hatta,
Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de
kıymetli olduğunu bildiren âlimler
de vardır.
El-mukni, el-miyar ve Tenvir-ül-kulub
kitaplarında Mevlid gecesinin
Kadir gecesinden kıymetli olduğu
bildiriliyor. (Ed-dürer-ül-mesun)
(Allahü teâlâ bir kimseye söz ve
yazı sanatı ihsan ederse,
Resulullahı övsün, düşmanlarını
kötülesin) hadis-i şerifine
uyularak, asırlardır mevlid
kitapları yazılmış ve okunmuştur.
Resulullah efendimizi öven çeşitli
mevlid kasideleri vardır. Meşhur
olan ve Türkiye’de her zaman okunan
Mevlid kasidesini Süleyman Çelebi,
15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin
asr-ı saadetten sonra yazılması,
bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü
Resulullahı övmek ibadettir. Her
zaman Onu övücü kasideler, yazılar
yazılabilir. Onları da okumak bid’at
değil, sevap olur. Mevlid-i şerif
okumak, Resulullahın dünyaya
gelişini, miracını ve hayatını
anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek
demektir. Her müminin Resulullahı
çok sevmesi gerekir. Bu da zaten
imanın gereğidir. Çok sevmek kâmil
mümin olmanın da alametidir. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Beni ana-baba, evlat ve
herkesten daha çok sevmeyen, mümin
olamaz.) [Buhari]
(Bir şeyi çok seven, elbette onu çok
anar.) [Deylemi] (Resulullahı
seven de onu çok anar.)
(Peygamberleri anmak, hatırlamak
ibadettir.) [Deylemi] (Bu
ibadeti, şiir olarak söylemek daha
tesirli olur. Resulullah efendimizin
şairleri, camide, Resulullahı öven
ve kâfirleri kahreden şiirler
okurlardı.)
Bunlardan Hassan bin Sabit
hazretlerinin şiirlerini çok
beğenirdi. Resulullah sallallahü
aleyhi ve sellem, mescide bu şair
için bir minber koydurdu. Hassan bin
Sabit hazretleri minbere çıkar,
düşmanları kötüler, Resulullahı
överdi. Resulullah efendimiz de
buyurdu ki:
(Hassanın sözleri, düşmanlara ok
yarasından daha tesirlidir.) [M.
Nasihat]
Bu husustaki hadis-i şeriflerden
ikisi de şöyle:
(Allahü teâlâ, Resulünü övmek ve
müdafaa etmek hususunda Hassanı,
Ruh-ül-kuds [Cebrail
aleyhisselam] ile takviye
etmektedir.) [Buhari]
Peygamber efendimiz, şairin
söylediği şiiri beğenip (Dişlerin
dökülmesin) diye dua etmiştir.
(Hakim)
Şiir hakkında hadis-i şeriflerden
birkaçı da şöyle:
(Şiir, öyle bir sözdür ki, güzeli
daha güzel, çirkini daha çirkindir.)
[Buhari]
(Büyüleyici sözler gibi, hikmetli
şiirler de vardır.) [Ebu Davud]
(Bazı şiirler elbette apaçık bir
hikmettir.) [Buhari]
Vehhabiler, mezhepsizler,
Resulullah efendimizi öven ve Ondan
şefaat isteyen müslümanlara müşrik,
yani puta tapan kâfir damgasını
basıyorlar. Ülkemizde bunu açıkça
söyleyemedikleri için, mevlide
bid’at diyorlar. Resulullahı övmek
bid'at olmaz. Bu övgüden ancak
Allah’ı sevmeyen rahatsız olur.
Çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor
ki:
(Biz seni âlemlere rahmet olarak
gönderdik.) [Enbiya 107]
(Biz seni bütün insanlara
müjdeleyici ve uyarıcı olarak
gönderdik.) [Sebe, 28]
(Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat
vardır. Elbette sen en büyük ahlak
üzeresin) [Kalem 3-4]
(Rabbin sana [çok nimet]
verecek, sen de razı olacaksın!)
[Duha 5]
(Allah ve melekleri, Resule salevat
getiriyor, iman edenler, siz de
salevat getirin.) [Ahzab 56]
Mevlidi, erkek kadın karışık
olmadan, çalgı ve başka haram
karıştırmadan, Allah rızası için
okumak, salevat-ı şerife getirmek,
tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat
ve hasenat yapmak, böylece, o
gecenin şükrünü yerine getirmek
müstehabdır. (Ni'met-ül kübrâ,
Hadika, M.Nasihat)
Doğum gününe önem vermeyi
hıristiyanlar, müslümanlardan
öğrenip almışlardır.
Mevlid okumanın kıymetli bir ibadet
olduğunu bildirmek için İslam
âlimleri çeşitli dillerde kitaplar
yazmışlardır. Bunlardan on tanesi,
Keşf-üz-zünunda
bildirilmektedir.
İbni Hacer-i Hiytemi hazretlerinin
En-Nimet-ül-kübra isimli
mevlid kitabı ile imam-ı Süyuti
hazretlerinin Erreddü ala men
enkere kıraetel mevlid-in-Nebi
kitabı meşhurdur.
Resulullah efendimizi çok övmek,
mahlukların en üstünde olduğunu
söylemek, Allahü teâlânın, sevgili
Peygamberine verdiği üstünlükleri
saymak ve Ondan şefaat istemek,
büyük ibadettir. Buna karşı koymak,
koyu bir cahillik, pek çirkin bir
inattır. Resulullahı övmek, anmak
lazım geldiğine delil olarak, Ahzab
suresinin (Allah ve melekleri,
Resule salevat getiriyor, iman
edenler, siz de salevat getirin)
mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez
mi?
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Mevlid gecelerinde toplanarak,
mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler
yedirip içirmek, hayrat ve hasenat
yapmak, böylece, o gecenin şükrünü
yerine getirmek müstehaptır.
Salihlere elbise ve benzeri hediye
vermek, bu geceye hürmet etmek olur.
Bunları Allah rızası için yapmak çok
sevap olur. (İbni Battal maliki)
Mevlid cemiyetinde, salihleri
toplayıp, salevat okumak, fakirleri
doyurmak, her zaman sevaptır. Fakat,
bunlara çalgı gibi haram karıştırmak
büyük günah olur. (Allame
Zahirüddin bin Cafer)
Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye
vermek, neşe ve sevinç göstermek,
haram karıştırmadan mevlid kasidesi
okutmak çok sevap olur. (Allame
Nasirüddin)
Haram şeyler karıştırmadan mevlid
cemiyeti yapmak müstehaptır. (S.ibni
Mace şerhi)
Pazarlık etmeden, sırf Allah
rızası için hatim veya mevlid okuyan
hafızın, okutanın verdiği hediyeyi
alması caiz olur. Kur'an okuyup
hediye almayı meslek haline
getirmemelidir! Zira âdet haline
gelen hediye, şart edilen ücret
gibidir. (Dürr-ül muhtar)
Ücretle okunan Kur'andan ölüye sevap
hasıl olmaz.
Sual: Berat gecesinin önemi
nedir?
CEVAP
Şaban ayının 15. gecesidir.
Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza
bu gece indirildiği
bildirilmektedir. Âyet-i kerimede
mealen buyuruluyor ki:
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki,
biz onu [Kur’anı] mübarek bir
gecede indirdik. Elbette biz
insanları uyarmaktayız.) [Duhan
2,3]
Her sene, Şaban ayının on beşinci
Berat gecesinde, o senede olacak
şeyler, ameller, ömürler, ölüm
sebepleri, yükselmeler, alçalmalar,
yani her şey Levh-i mahfuzda
yazılır. Resulullah efendimiz, bu
gece, çok ibadet, çok dua ederdi.
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu
sorulduğu zaman Resulullah efendimiz
buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır
ki, insanlar bundan gafildir. Bu
ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz
edilir. Ben de amelimin oruçlu iken
arz edilmesini isterim.) [Nesai]
Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban
ayından daha çok oruç tuttuğunu
görmedim. Bazen Şabanın tamamını
oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden
bazıları şöyledir:
(Berat gecesi göklerin kapıları
açılır, melekler müminlere müjde
verir ve ibadete teşvik ederler.)
[Nesai, Beyheki, A, Münziri]
(Şabanın 15. gecesini ibadetle,
gündüzünü de oruçla geçirin! O gece
Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen
yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok
mu, rızk vereyim. Dertli yok mu,
sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen
varsa, istesin vereyim” Bu hâl,
sabaha kadar devam eder.) [İbni
Mace]
(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i
ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur.
Ancak haksız yere müslümanlara
düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya
ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]
(Berat gecesini ganimet, fırsat
biliniz. Çünkü belli bir gecedir.
Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi
gece olduğu belli değildir. Berat
gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa
kıyamette pişman olursunuz.) [S.
Ebediyye]
(Ramazandan sonra en faziletli oruç,
Şaban ayında tutulan oruçtur.)
Sual: Mirac ne demektir, bu
gecenin önemi nedir?
CEVAP
Mirac, merdiven demektir.
Resulullah efendimizin göklere
çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere
götürüldüğü gecedir. Recebin 27.
gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i
kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.
Mutezile fırkası, Resulullah
efendimizin bir anda, Cenneti,
Cehennemi ve daha birçok yerleri
gezip gelmesine akıl erdirememiş,
“Miracı kabul etmek, Allah’a mekan
ittihaz etmek olur” diyerek Miracı
inkâr etmiştir. Allahü teâlâ, Hz.
Musa ile Tur dağında konuşmuştur.
Tur dağı Allahü teâlânın mekanı
mıdır? Elbette değildir. Cennete
giren müminler de Allahü teâlâyı
görecektir. Cennet de Allahü
teâlânın mekanı değildir. Allahü
teâlâ mekandan münezzehtir.
Kavl-ül-fasl kitabında
deniyor ki:
İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü
teâlâ, kudret ve azametinden nice
acayip işlerden bazılarını göstermek
için, Muhammed aleyhisselamı,
Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü
bildiriyor. İsra kelimesi, rüya için
kullanılmaz. Uyanık iken, gece
yürümek manasına kullanılır.
(Sana [Miracda] gösterdiğimiz
temaşayı insanlar için bir fitne
kıldık) âyetindeki fitne,
imtihan demektir. İmtihan ise
uyanıkken olur. Peygamber
efendimizin anlattığı rüya olsaydı,
hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hz.
Ebu Bekir tasdik edip, yüksek
derecelere kavuşmazdı. Resulullahın,
Mekke'den Kudüs'e götürüldüğüne
inanmayan kâfir olur. Göklere ve
bilinmeyen yerlere götürüldüğüne
inanmayan sapık olur. (Bahr)
Birkaç saniyede Mekke'den Kudüs'e
götüren Allahü teâlâ, neden daha
uzaklara götüremesin? Allah’ın
kudretinden ancak kâfirler şüphe
eder. Peygamber efendimiz Miracını
özetle şöyle anlatıyor:
(Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis'e
geldim. Onu, önceki Peygamberlerin
bağladığı halkaya bağladım, sonra
Mescide girip orada iki rekat namaz
kıldım. Sonra çıktım. Cebrail
aleyhisselam bir kap şarap, bir kap
da süt getirdi. Ben sütü seçtim.
Cebrail, yaratılışa uygun olanı
seçtin, dedi.
Sonra bizi birinci semaya çıkardı.
Gök kapısında, “Sen kimsin” diye bir
ses geldi. Ben Cebrail'im dedi.
Yanındaki kim? dendi. Muhammed
aleyhisselam dedi. O, Peygamber
olarak gönderildi mi? dendi.
Cebrail, evet dedi. Gök kapısı
açıldı. Hz.Âdem ile karşılaştım.
Bana merhaba diyerek hayır dua etti.
İkinci semaya çıktık. Yine orada da
aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı
açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve
Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana
merhaba diyerek dua ettiler.
Üçüncü semaya çıktık. Bu kapıda da
aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı
açıldı. Orada Hz. Yusuf’u gördüm. O
da bana dua etti.
Dördüncü semaya çıktık. Aynı sualler
ve konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hz.
İdris’i gördüm. O da bana dua etti.
Beşinci semaya çıktık. Yine aynı
konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hz.
Harun’u gördüm. O da bana dua etti.
Altıncı semaya çıktık. Yine aynı
konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hz.
Musa’yı gördüm. Bana merhaba diyerek
dua etti.
Yedinci semaya çıktık. Yine aynı
konuşmalar geçti ve kapı açıldı.
Arkasını Beyt-ül-mamura dayamış Hz.
İbrahim’i gördüm. O da bana dua
etti. Beyt-ül-Mamur'u gördüm.
Sonra Hz. Cebrail beni Sidretü'l-Münteha'ya
götürdü. Allahü teâlâ, günde elli
vakit namaz farz kıldı. Hz. Musa'nın
yanına geldim. Ona elli vakit namaz
farz kılındığını bildirdim.
Rabbinden azaltmasını iste. Ümmetin
buna güç yetiremez. Ben tecrübe
ettim, dedi.
Birkaç defa Rabbim ile Hz. Musa
arasında gidip gelmeye devam ettim.
Nihayet Rabbim buyurdu ki: "Ya
Habibim, beş vakit namazı farz
kıldım. Her vakit için on sevap
vardır. Böylece elli vakit namaz
olur.")
Sual: Regaib gecesi ne
zamandır? Bu geceye mahsus namaz var
mı?
CEVAP
Receb-i şerifin ilk Cuma
gecesine Regaib gecesi denir.
Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki
kıymetli gece bir araya gelince,
daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ,
bu gecede, mümin kullarına,
ragibetler, yani ihsanlar, ikramlar
yapar. Bu geceye hürmet edenleri
affeder. Bu gece yapılan dua red
olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi
ibadetlere, sayısız sevaplar
verilir.
Bu gece, Peygamber efendimizin
babasının evlendiği gece değildir.
Böyle söylemek yanlıştır.
Resulullahın dokuz aydan önce
dünyayı teşrif etmiş olduğunu
bildirmek olur ki, bu da, noksanlık
ve kusurdur. Her bakımdan, her
insanın üstünde ve her bakımdan
kusursuz olduğu gibi, Âmine
validemizi nurlandırdığı zaman da,
noksan ve kusurlu değildi. Bu
zamanın noksan olması, tıp ilminde
ayb ve kusur sayılmaktadır.
Bu geceye mahsus bir namaz yoktur.
Regaib gecesini ibadetle geçirmeli,
kazası olan, hiç değilse bir günlük
kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan
da nafile namaz kılar, Kur’an-ı
kerim okur, tesbih çeker, tevbe
istiğfar eder. Bugün oruç tutup,
gecesini de ihya etmek çok sevaptır.
Mübarek gecelerde ve her zaman ilim
öğrenmek hepsinden daha
faziletlidir. İlmihal bilgileri en
kıymetli ilimdir.
Perşembe günü oruç tutup gecesini de
ihya etmek çok sevaptır. (Gunye)
Receb ayında oruç tutmak
faziletlidir. Hadis-i şeriflerde
buyuruluyor ki:
(Receb ayında Allah’a çok
istiğfar edin; çünkü Allahü teâlâ
Receb ayının her vaktinde
Cehennemden azat ettiği kulları
vardır. Ayrıca Cennette öyle
köşkleri vardır ki, ancak Receb
ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç
tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Receb-i şerifin bir gün başında,
bir gün ortasında ve bir gün de
sonunda oruç tutana, Recebin hepsini
tutmuş gibi sevap verilir.)
[Miftah-ül-cenne]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası
için bir gün oruç tutan, iyi bir
yarış atının bir asırda alacağı
mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.)
[Ebu Ya’la]
(Şu beş gecede yapılan dua geri
çevrilmez: Regaib gecesi, Berat
gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı
ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ
bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb
ayında bir gün oruç tutan, bir yıl
oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7
gün oruç tutana, Cehennem kapıları
kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin
8 kapısı açılır. On gün oruç tutana,
Allahü teâlâ istediğini verir. 15
gün oruç tutana, bir münadi,
"Geçmiş günahların af oldu” der.
Receb ayında Allahü teâlâ Nuh
aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o
da, Receb ayını oruçlu geçirdi.
Yanındakilere de oruç tutmalarını
emretti.) [Taberani]
(Receb ayında, takva üzere bir gün
oruç tutana, oruç tutulan günler
dile gelip "Ya Rabbi onu
mağfiret et" derler.) [Ebu
Muhammed]
(Receb'in ilk Cuma gecesini [Regaib
gecesini] ihya edene, kabir azabı
yapılmaz. Duaları kabul edilir.
Yalnız, yedi kimsenin duası kabul
olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı
gören, ana babasına eziyet eden,
Müslüman olan ve dinin emirlerine
uyan kocasını dinlemeyen kadın,
çalgıcı, livata ve zina eden, beş
vakit namazı kılmayan.) [S.
Ebediyye]
[Bunlar, bu günahlardan vaz
geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları
kabul olmaz.]
Receb ayında yapılan dua kabul
edilir, hatalar affedilir. Günah
işleyenin cezası da kat kat olur.
Hz.Hüseyin (radıyallahü anh)
anlatır:
"Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle
Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin
sesini işittik. Babam bunu çağırmamı
emretti. Güzel yüzlü temiz bir
kimseydi. Ancak sağ tarafı felç
olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona
dedim ki:
- Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?
- Menâzil bin Lâhık... Ben çalgı
çalmakla, şarkı söylemekle şöhret
salmış, Arabistan'ın artisti denilen
ünlü bir kimseydim. Hep nefsin
arzuları peşinde koştum. Recep ve
Şaban aylarında bile bu günahlara
devam ederdim. Salih babam, beni bu
günahlardan kurtarmaya çalıştı.
Bana, (Allahü teâlânın azabı
şiddetlidir, bir anda kahredebilir.
Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü
işleri bırak! Melekler ve bu aylar
senden şikayet ediyorlar) dedi.
Nasihate hiç tahammülüm yoktu.
Babamın üzerine yürüyüp, döverek
susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble,
(Bu aylarda oruç tutar, geceleri
ibadet ederim. Beytullaha gidip
şerrinden korunmak için Allahü
teâlâdan yardım dilerim) dedi.
Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye
giderek, (Ey Rabbim, mazlumların
âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu
mübarek yerlerde yapılan duaları
reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al,
onu felç et) diye dua etti. Henüz
duası bitmeden sağ tarafım felç
oldu. Bunu görenler, (Baba
bedduasına uğramış kişi) derler.
- Baban bu haline ne dedi?
- Babamdan af ve özür diledim. Onun
da babalık şefkati galip gelerek
beni bağışladı. Beddua ettiği yerde,
bu sefer şifa bulmam için hayır dua
etmek üzere deve ile Beytullaha
gelirken, devenin ürkmesi ile babam
düşüp öldü. Şimdi çaresizim.
Babam Hz. Ali, bu gence dua etti.
Recebde yaptığı bu dua bereketiyle
Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.
Receb ayı
Hürmet edilmesi gereken dört
kıymetli aydan birisidir. Kur'an-ı
kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’ın, gökleri ve yeri
yarattığı günden beri, ayların
sayısı on ikidir. Bunlardan dördü,
haram [hürmetli] olan
aylardır.) [Tevbe 36]
Resulullah efendimiz, Receb ayına
çok değer verir ve "Ya Rabbi,
Receb ve Şabanı bizler için mübarek
kıl ve bizi Ramazana eriştir"
diye dua ederdi. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade,
Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni
Cerir]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve
Cumartesi günleri oruç tutana iki
yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]
(Haram aylarda bir gün oruç tutup
bir gün yemek çok faziletlidir.)
[Ebu Davud]
(Receb ayında Allahü teâlâya çok
istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın,
Receb ayının her vaktinde
Cehennemden azat ettiği kulları
vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler
vardır ki, ancak Receb ayında oruç
tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç
tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Receb-i şerifin bir gün başında,
bir gün ortasında ve bir gün de
sonunda oruç tutana, Recebin hepsini
tutmuş gibi sevap verilir.)
[Miftah-ül-cenne]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası
için bir gün oruç tutan, iyi bir
yarış atının bir asırda alacağı
mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.)
[Ebu Ya’la]
(Şu beş gecede yapılan dua geri
çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın
15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan
bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)
[İ.Asakir]
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ
bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb
ayında bir gün oruç tutan, bir yıl
oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7
gün oruç tutana, Cehennem kapıları
kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin
8 kapısı açılır. On gün oruç tutana,
Allahü teâlâ istediğini verir. 15
gün oruç tutana, bir münadi,
"Geçmiş günahların af oldu” der.
Receb ayında Allahü teâlâ Nuh
aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o
da, Receb ayını oruçlu geçirdi.
Yanındakilere de oruç tutmalarını
emretti.) [Taberani]
(Receb ayında, takva üzere bir gün
oruç tutana, oruç tutulan günler
dile gelip "Ya Rabbi onu
mağfiret et" derler.) [Ebu
Muhammed]
Recebin ilk Cuma gecesine Regaib
gecesi denir. Her Cuma gecesi
kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece
bir araya gelince, daha kıymetli
oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede,
müminlere, ragibetler [ihsanlar,
ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar,
ikramlar demektir. Bu geceye hürmet
edenleri affeder. Regaib gecesi
yapılan dua kabul olur, namaz, oruç,
sadaka gibi ibadetlere, sayısız
sevaplar verilir.
Şaban ayı
Resulullah efendimiz, Şaban
ayına da çok değer verir ve "Ya
Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için
mübarek kıl ve bizi Ramazana
eriştir" diye dua ederdi.
Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban
ayından daha çok oruç tuttuğunu
görmedim. Bazen Şabanın tamamını
oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu
sorulduğu zaman Resulullah efendimiz
buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır
ki, insanlar bundan gafildir. Bu
ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz
edilir. Ben de amelimin oruçlu iken
arz edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden
bazıları şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli
oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.)
[Tirmizi]
(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak
teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.)
[Ey Oğul İlmihali]
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15
inden sonra oruç tutmayıp, farz olan
Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması
iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise,
Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını
oruçlu geçirebilir.
Berat gecesi, Şaban ayının on
beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın
bittiği günün gecesidir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle,
gündüzünü de oruçla geçirin! O gece
Allahü teâlâ buyurur ki: “Af
isteyen yok mu, affedeyim. Rızk
isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli
yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne
isteyen varsa, istesin vereyim”
Bu hâl, sabaha kadar devam eder.)
[İbni Mace]
(Şu beş gecede yapılan dua geri
çevrilmez. Regaib gecesi, Berat
gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve
Kurban bayramı gecesi.)
[İ.Asakir]
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe
istiğfar etmeli, kaza namazı
kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı,
Bilhassa ilim öğrenmelidir. En
kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal
bilgileridir.
Ramazan ayı
Peygamber efendimiz, Ramazan-ı
şerifin fazileti hakkında buyuruyor
ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır.
Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu
farz kıldı. O ayda rahmet kapıları
açılır, Cehennem kapıları kapanır,
şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece
vardır ki, bin aydan daha
kıymetlidir. O gecenin [Kadir
gecesinin] hayrından mahrum
kalan, her hayırdan mahrum kalmış
sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli,
hayra koş, şer ehli, kötülüklerden
el çek” denir.) [Nesai]
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ
meleklere, müminlere istiğfar
etmelerini emreder.) [Deylemi]
(Farz namaz, sonraki namaza kadar;
Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan
ayı, sonraki Ramazana kadar olan
günahlara kefaret olur.)
[Taberani]
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin,
Ramazan orucunu tutması gerekir.)
[Ebu Nuaym]
(Bu aya Ramazan denmesinin
sebebi, günahları yakıp erittiği
içindir.) [İ.Mansur]
(Ramazanın başı rahmet, ortası
mağfiret, sonu ise, Cehennemden
kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şahadet getirmek,
namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan
orucunu tutmak ve haccetmektir.)
[Müslim]
(Allahü teâlânın, gözlerin
görmediği, kulakların işitmediği ve
hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen
nimet dolu sofrası, ancak oruçlular
içindir.) [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de
buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir.
Bu ayda yapılan, nafile namaz,
zikir, sadaka ve bütün nafile
ibadetlere verilen sevap, başka
aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu
ayda yapılan bir farz, başka aylarda
yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda
bir oruçluya iftar verenin günahları
affolur. Cehennemden azat olur. O
oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna
da sevap verilir. O oruçlunun sevabı
hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların,
işlerini hafifleten, onların ibadet
etmelerine kolaylık gösteren âmirler
de affolur, Cehennemden azat olur.
Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah,
esirleri azat eder, her istenilen
şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi
iş yapabilenlere, bütün sene bu
işleri yapmak nasip olur. Bu aya
saygısızlık edenin, günah işleyenin
bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği
kadar ibadet etmelidir. Allahü
teâlânın razı olduğu işleri
yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak
için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir
gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte
iftarı erken yapmak, sahuru geç
yapmak sünnettir. Resulullah bu iki
sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru
geciktirmek, belki insanın aczini,
yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye
muhtaç olduğunu göstermektedir.
İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir.
İftar edince, (Zehebez-zama’
vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr
inşaallahü teâlâ) duasını
okumak, teravih kılmak ve hatim
okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi
gereken, binlerce Müslüman affolur,
azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları
açılır. Cehennem kapıları kapanır.
Şeytanlar, zincirlere bağlanır.
Rahmet kapıları açılır. Allahü
teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına
yakışacak, kulluk yapmayı ve
Rabbimizin razı olduğu, beğendiği
yolda bulunmayı, hepimize nasip
eylesin!
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet
etmemiş olur. Namaz kılmayanın da,
oruç tutması ve haramlardan
kaçınması gerekir. Bunların orucu
kabul olur ve imanları olduğu
anlaşılır.
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki
hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih
namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç
tutup, gecelerini de ibadetle
geçirenin günahları affolur.)
[Nesai]
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap
bekleyerek oruç tutanın günahları
affolur.) [Buhari]
(Ramazan orucunu tutup ölen
mümin, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu
ayda, günahları bağışlar, duaları
kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin!
Ancak Cehenneme gidecek olan, bu
ayda rahmetten mahrum kalır.)
[Taberani]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını
geniş tutun! Bu ayda yapılan
harcama, Allah yolunda yapılan
harcama gibi sevaptır.) [İbni
Ebiddünya]
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu
ibadet, duası makbul, ameli de çok
sevaptır.) [Deylemi]
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın!
Birisi size sataşırsa, “Ben
oruçluyum” deyin!) [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok
sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak
büyük günahtır. Hadis-i şerifte,
(Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç
tutmayan, bunun yerine bütün yıl
boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir
günkü sevaba kavuşamaz)
buyuruldu. (Tirmizi)
Ama dini bir mazeret varsa oruç
tutmamak günah olmaz.