CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1- Kurban, davar [koyun, keçi], sığır [manda, inek, dana, öküz, boğa] veya deveyi, Kurban bayramının ilk üç gününde, kurban niyeti ile kesmek demektir. Kurban, vacip vazifesini yerine getirerek sevaba kavuşmak için kesilir. Mukim olan, akıllı, büluğa ermiş, hür ve Müslüman erkeğin ve kadının, ihtiyaç eşyasından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, Kurban bayramı için niyet ederek, belli günlerde, belli bir hayvanı kurban kesmeleri vacip olur.
Dinen karı kocadan hangisi zengin ise kurbanı o keser, ikisi zengin ise ikisi de keser, ikisi de fakir ise ikisi de kesmez. Fakir kurban kesmek zorunda değildir ama keserse çok sevap olur.
Kurban, dünyada vacip vazifesini yerine getirmiş olmak ve ahiretteki sevabına nail olmak için kesilir. Babanın, çocuğu için, çocuğun malından da kurban kesmesi gerekmez. Deli ile bunak, çocuk hükmündedir. Büyük çocuk ve hanımdan izinsiz, onlar adına kurban kesilmez.
2- Mukim, akıl-baliğ müslümanın, ihtiyacından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, kurban kesmesi vacip olur. Kurban kesmenin vacip olmasında, bayramın üçüncü gününe itibar olunur. Bayramın birinci ve ikinci günü, zengin-fakir, mukim-misafir, akıllı-deli, baygın-ayık olmaya bakılmaz. Bayramın üçüncü günü nisaba malikse, diğer şartlar da varsa kurban kesmek vacip olur.
Demek ki, bayramın ikinci günü de baliğ olmayıp, üçüncü günü büluğa erene, bayramın ilk günü fakirken üçüncü günü zengin olana, bayramın ilk günü seferiyken, üçüncü günü mukim olana, diğer şartlar da varsa, kurban kesmek vacip olur.
3- Bayramın ilk günü komada iken, üçüncü günü ayılanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacip olur. Bayramın ikinci günü bayılıp, üçüncü günü güneş battıktan sonra ayılan zenginin kurban kesmesi vacip olmaz.
4- Fakir bir kimse, bayramın birinci veya ikinci günü, bir kurban kesse, bayramın üçüncü günü zengin olsa, bir kurban daha kesmesi lazımdır. Çünkü üstüne vacip olmadan kesmiştir. Ancak, Bezzaziyye gibi muteber eserlerde, sonradan gelen âlimler, “Fakir, bayramın birinci günü kurban kesse, üçüncü günü zengin olsa, tekrar kurban kesmesi gerekmez” demişlerdir.
5- Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.
6- Bir zengin, bayramın birinci ve ikinci günü kurban kesmeden ölse, kurban borcu ile ölmüş olmaz.
7- Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacip olmaz. Keserse vacip olarak eda etmiş olur.
8- Mukim iken, bayramın birinci ve ikinci günü sefere çıkanın, kurban kesmesi vacip olmaz. Daha önce kesmişse, vacip sevabı alır. Kesmemişse, sefere çıktığı için borç üzerinden düşer.
9- Mukim bir zengin, seferdeki bir vekile kurban kestirse, vacip sevabı alır.
10- Esir iken, üçüncü günü hür olanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacip olur. Hür iken, bayramın üçüncü günü esir olup, güneş batana kadar esir kalanın kurban kesmesi vacip olmaz.
11- Tarlasından aldığı mahsul veya tarlanın, evin, dükkanın [atölyenin, kamyonun] bir senelik kirası, ne kadar çok olursa olsun, bir yıllık ev ihtiyacını veya aylık geliri ve aldığı maaş ve ücret, aylık ihtiyacını ve kul borcunu karşılamayan kimse, imam-ı Muhammed’e göre fakirdir. Fetva da böyledir. Şeyhayn’e göre zengin sayılır. Mülkü olan tarlanın ve bu demirbaş malların değeri, ihtiyacını karşılar ve nisabı da bulursa, bunun kirayı her alışta, bir miktar ayırıp, biriktirerek fıtra vermesi ve kurban keserek büyük sevaba kavuşması gerekir. Böyle bir kimse, fıtra vermez ve kurban kesmezse, imam-ı Muhammed’e göre, günahtan kurtulur. Tarlasından hiç mahsul almayan, kiraya da veremeyen kimse ve ihtiyacından fazla malı olup da, parası bulunmayan kimse, imam-ı Muhammed’e uyarak, fıtra vermez ve kurban kesmez. Verir ve keserse, ikinci ictihada göre, fıtra ve kurban sevabına kavuşur.
Aldığı kira ile güç geçinen kişi, nisaba malik ise, para biriktirip, fıtra vermeli ve kurban kesmelidir. Etin hepsini kavurma yapıp, birkaç ay et parasından biriktirip gelecek yılın fıtra ve kurban parası olarak saklamalıdır. Böylece, fıtra ve kurban sevabından mahrum kalmamalıdır. Aile efradı çok olup güç geçinenin, kurbanın etini evinde bırakması müstehaptır.
Sual: Akıl baliğ olma yaşı kaçtır? 13 yaşındaki oğluma kurban düşer mi?
CEVAP
Kızlar 9 yaşında, erkekler 12 yaşında büluğa erebilirler. Bazıları gecikebilir. 15 yaşını geçtiği halde ergenliğe ermezse artık o ergen kabul edilir.
Büluğa ermişse ve 96 gram altın veya o kadar parası varsa kurban kesmesi gerekir. Büluğa ermemişse zengin de olsa kurban kesmez.
Sual: Şuursuz olan zengin annemin kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Emrederse kesersiniz. Bilmiyorsa kesilmez.
Sual: Zekat nisabına ulaşmış altınları olan çocukların kurbanlarını babalarının mı kesmesi gerekir?
CEVAP
Büluğa ermemiş zengin çocukların kurban kesmesi gerekmez.
Sual: Tam İlmihal’de (Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacip olmaz. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, kurban kesmesi, Zilhiccenin onuncu günü, yani bayramın birinci günü fecr vaktinde vacip olur) deniyor. Hemen devamla yine (Bayramın birinci günü zengin veya fakir ve mukim veya misafir olmaya bakılmaz) deniyor. İlk ifadedeki (..fecr vaktinde vacip olur) ne demek?
CEVAP
(Keserse vacip sevabı alır) demektir.
Sual:
Bir
şeyi
adamak
nasıl
olur?
CEVAP
Bir
şeyi
adamak
iki
türlü
olur:
Mutlak
adak,
şarta
bağlı
adak.
1-
Mutlak
adak:
(Allah
için,
bir
yıl
oruç
tutacağım)
demek
gibidir.
Bir
şarta
bağlı
değildir.
Bunu
söylerken,
kastetmese
de,
söz
arasında
dilinden
çıkmış
ise
de,
yapması
vacip
olur.
Çünkü,
adakta
niyetsiz,
düşünmeden
söylemek,
ciddi,
isteyerek
söylemek
gibidir.
Hatta,
(Allah
için,
bir
gün
oruç
tutmak
üzerime
borç
olsun)
diyeceği
yerde,
(bir
ay
oruç
tutmak)
diye
ağzından
çıksa,
bir
ay
tutması
gerekir.
Adak,
yemine
benzer.
Bir
kimse
(Adağım
olsun)
dese,
neyi
adadığını
söylemese
ve
niyet
etmese,
yemin
kefareti
vermesi
gerekir.
Bir
kimse,
Allah
rızası
için
oruç
tutayım
dese,
kaç
gün
olduğunu
söylemese
ve
bir
şey
niyet
etmese
veya
yalnız
adak
için
niyet
etse,
bu
orucu
adak
olur
ve
üç
gün
oruç
tutar.
Bunu
söylerken,
adak
olmayıp,
yemin
olmasını
niyet
etse,
yemin
olur.
Orucu
bozarsa,
yemin
kefareti
gerekir.
Hem
adak,
hem
yemin
olmasını
niyet
ederse,
bu
oruç,
hem
yemin,
hem
de
adak
olur.
Bu
orucu
bozarsa,
hem
kaza,
hem
de
yemin
kefareti
gerekir.
İbadet
olması
gerekir
Adak
edilen
şeyin,
farz
veya
vacip
olan
bir
ibadete
benzemesi
ve
başlı
başına
bir
ibadet
olması
gerekir.
Mesela,
abdest
almak,
ölü
kefenlemek
başlı
başına
ibadet
olmadıklarından
adak
olamaz.
Hasta
ziyaret
etmek,
cenaze
taşımak,
gusletmek,
cami
içine
girmek,
Kur’an-ı
kerimi
tutmak,
ezan
okumak,
cami
bina
etmek
de
ibadet
ise
de,
başlı
başına
ibadet
değildir.
Şarta
bağlı
olmayan
adağı,
fakir
olsa
da,
hemen
yapması
gerekir.
2-
Şarta
bağlı
olan
adak:
Murat
edilen
şart
hasıl
olunca,
adağı
yerine
getirmesi
gerekir.
Yerine
getirmeyip,
yemin
kefareti
yapmak
caizdir.
Adak
yapmak,
istenilen
bir
şeyin
hasıl
olmasına
bağlanırsa,
şart
ettiği
şey
hasıl
olunca,
adak
ettiği
şeyi
yapmak
gerekir.
Hasıl
olmasını
istemediği
bir
şeyi
şart
ederse,
istemediği
şey
hasıl
olunca,
hac,
oruç,
sadaka,
nafile
namaz
gibi
adaklarını,
isterse
yapar.
İstemezse,
yapmayıp,
yemin
kefareti
verir.
Mesela,
Ali
ile
konuşursam,
Allah
için
yüz
lira
sadaka
adağım
olsun
deyip,
Ali
ile
konuşursa,
isterse,
sadakayı
verir,
isterse
vermeyip,
yemin
kefareti
verir.
Şarta
bağlı
olan
adağı,
şart
hasıl
olmadan
önce
yapmak
caiz
değildir.
Mesela,
hastam
iyi
olursa,
Allah
için
şu
kadar
sadaka
vermek
ve
sevabını
seyyid
Ahmed
Bedevi
hazretlerine
bağışlamak
adağım
olsun
deyip,
hasta
iyi
olmadan
önce
adağını
yapması
caiz
olmaz.
Hasta
iyi
olduktan
sonra
yapması
gerekir.
Şarta
bağlı
olan
adağı
yaparken
de
yeri,
fakirin
şahsını
ve
fakirlerin
sayılarını
ve
paranın
cinsini
de
söylediği
gibi
yapmak
gerekmez.
Kurban
demek,
bayramın
ilk
üç
gününde
zengin
için
vacip,
fakir
için
ise
nafile
olarak
kesilen
davar,
sığır
veya
deve
demektir.
Bu
bakımdan
adak
yapılırken,
kurban
denilmişse,
Kurban
bayramında
kesilir.
Kurban
denmeden,
mesela
bir
koyun
keseceğim
denirse,
gün
ve
yer
belli
etse
bile,
Kurban
bayramı
günleri
dahil,
istediği
zaman
ve
istediği
yerde
kesebilir.
Adağı
yerine
getirmeli
Adağı
yerine
getirmek
lazım
olduğu,
Kur’an-ı
kerimde
ve
hadis-i
şerifte
bildirilmiş
ve
icma-i
ümmet
hasıl
olmuştur.
Hac
suresi,
29.
âyet-i
kerimesinde
mealen,
(Adaklarını
yerine
getirsinler)
buyurulmuştur.
Bunun
için,
adağı
yerine
getirmek
vaciptir.
Farz
diyen
âlimler
de
olmuştur.

