Sual:
Yakında
evleneceğim.
Evlilik
bilgilerini
özellikle
ilk
gece
bilgilerini
öğrenmek
için
bir
kitap
tavsiye
eder
misiniz?
CEVAP
Evlilik
bilgileri,
Müslümanların
yazdığı
yazılardan
değil
de
piyasadaki
dinsizlerin
yazdığı
kitaplardan
öğrenilirse,
bunlar
dini
ölçülere
göre
hazırlanmadığı
için
hatta
dini
yıkmak,
hayayı
yok
etmek
gayesiyle
yazıldığı
için
insan
yanlış
yola
girmiş
olur.
Evlenmek
isteyenler,
eşlerinin
dinimizin
bildirdiği
ahlâka
sahip
olmalarına
önem
vermelidir.
Dış
görünüşe
aldanıp
da
yanlış
karar
vermekten
sakınmalıdır.
Çünkü
evlilik
hayatına
başladıktan
sonra,
geri
dönmek
zordur
ve
kötü
huylu
kimsenin,
bundan
sonra
düzeltilmesi
de
kolay
değildir.
Aradığımız
vasıfların
çoğu
karşı
tarafta
var
ise,
karar
vermek
için
yeterli
sayılabilir.
Lüzumundan
fazla
ince
eleyip
sık
dokuyan,
kendine
bir
türlü
aday
beğenemeyen,
kolay
kolay
evlenemez.
Müstakbel
eşler
birbirinde
aradıkları
vasıfları
bulurlarsa,
sonraki
devreler
için
iyi
bir
başlangıç
teşkil
eder.
Bulunması
zaruri
lazım
olan
vasıflar
yoksa,
(Ben
seviyorum)
diyen
gençlerin,
bu
yolda
şuursuzca
hareketlerle
ebeveynlerini
üzmeleri
çok
yanlıştır.
Ana-babalar
da,
aranan
vasıflar
var
ise
sebepsiz
yere
mesela
maddi
menfaatler
yüzünden
gençlerin
evlenmesine
mani
olmamalıdır.
Aşırılıktan
uzak
durmak
gerekir.
Dört
dörtlük
bir
talip
bulmak
zor,
hatta
imkansızdır.
Unutmamalı
ki,
kusursuz
dost
arayan
dostsuz
kalır;
noksansız
eş
arayan
eşsiz
kalır.
Gençlere
tavsiyemiz,
salih
ana-babanın
tavsiyelerine
mutlaka
uymalıdır!
Ana-baba,
oğlunun
veya
kızının
evleneceği
kişiye,
evlatlarının
gözü
ile
bakmaz.
Acı
tecrübelerin
verdiği
firasetle
bakar.
Gençler
ve
anne
babalar
için
önemli
ve
lüzumlu
bilgiler,
sitemizde
bu
maddede
yani
Evlilik
ve
Aile
Bilgileri
maddesinde
var.
Bu
yazıları
da
okumanızı
tavsiye
ederiz.
LÜZUMLU
(İLK)
EVLİLİK
BİLGİLERİ
Nikahtan
sonra,
zifaf
(gerdek)
gecesi,
evlilik
hayatının
en
mühim
bir
dönemidir.
Eşler
mümkün
mertebe
temizliğe
riayet
etmelidir.
Temiz
ve
güzel
kıyafet,
ilk
gecede
etkili
olur.
Zifaf
odası
tenha,
emniyetli
bir
yerde
olmalıdır.
Damadın,
evlilik
tecrübesi
olan,
güvenilir
bir
sağdıçın
tavsiyelerinden
istifade
etmesinde
mahzur
yoktur.
Fakat,
sağdıç
olmasa
da
olur.
İlk
gecede
eşlerin
dikkat
etmeleri
gereken
bazı
hususlar:
İlişki
konusunda
çok
kimse
bilgisizlikten
bunalımlara
düşmektedir.
Bunun
için
önce
cimanın
ne
olduğunu
iyi
bilmek
gerekir.
İyi
bilinmez
ve
yanlış
yapılırsa
huzursuzluk
zamanla
artarak
ailenin
yıkılmasına
sebep
olabilir.
Bunun
için
bu
mahrem
bilgileri
lüzumu
kadar
öğrenmek
gerekir.
Her
şeyden
önce,
eşler
birbirine
çok
samimi,
nazik
ve
yumuşak
davranmalı,
sevgi
ve
şefkatle
yakınlaşmalıdır.
Erkek,
eşini
gerdeğe
psikolojik
yönden
iyice
hazırlamalıdır.
Ona
cesaret
vermeli;
endişelerinin
yersiz
olduğunu,
onu
da
rahat
bir
atmosferde
konuşturarak
izah
etmeli.
Eşini
incitecek
küçük
davranış,
hatta
imadan
sakınmalı.
Eşinin,
özellikle
bu
gecede
sevgi
ve
şefkat
görmeye,
iltifat
işitmeye
çok
ihtiyacı
olduğunu
bilmeli.
Erkek
aceleci
ve
kaba
olmamalı.
"Artık
evlendik,
ona
istediğim
gibi
sahip
olurum"
gibi
bir
düşünce
son
derece
yanlıştır.
Cima,
sevgi
oyunları
sırasında
meydana
gelen
bir
olaydır.
Temasa
her
iki
tarafın
da
aktif
şekilde
katılması
gerekir.
Nitekim
Resulullah
efendimiz
de
bu
hususa
dikkat
çekerek,
erkeğin,
eşinin
haklarına
da
riayet
etmesini
istemiştir.
Cinsi
tatmin,
kadının
da
hakkıdır.
Genç
kız
da
eşinin
heyecan
ve
sevgisini
paylaşmalı,
kendisini
ona
tabii
ve
fıtri
bir
şekilde,
isteyerek
teslim
etmeli.
Cimanın
bir
yaratılış
vazifesi
olduğunu
düşünmeli,
mana
ve
hikmetlerini
hatırlamalı,
sevgisine
ve
yaratılış
özelliklerine
güvenip,
yersiz
korku
ve
endişelerden
sıyrılmalı.
Düğünün
stresli
ve
gergin
ortamından
sonra
eşler,
uykusuz,
yorgun
düşebilir.
Bu
bakımdan
cimaya
çoğu
zaman
hazır
olmazlar.
Bu
durumda,
ilk
cima
tehir
edilebilir.
Bunun
hiç
mahzuru
yoktur;
aksine
çok
faydası
olabilir.
İlk
gece,
eşler
için
en
meraklı
heyecanların
yaşandığı
andır.
Yıllar
yılı
beklenen,
hasretle
gözetlenen,
genç
kız
ve
delikanlının
rüyalarını
süsleyen,
sevinçli,
tatlı
ve
heyecanlı
bir
zaman.
Daha
önce
gayrı
meşru
hayat
yaşayan
bu
duygudan
mahrum
kalır.
Damat,
tebessüm
ve
nezaketle
içeriye
girmeli,
geline
selam
vermeli
ve
onu
tebrik
etmeli.
Moral
verici
sözlerle
gelinin
gönlü
alınmalı,
heyecanını
yatıştırmaya
çalışmalı.
Gelin
de
ona
güler
yüzle
karşılık
vermeli,
lüzumsuz
somurtkanlık
ve
çekingenlik
göstermemeli.
Bu
gece,
iki
rekat
nafile
namaz
kılıp
dua
edilir.
Gelinin
ayağı
bir
leğende
yıkanır,
odanın
köşelerine
serpilir.
Bugünlere
kavuşmanın
şükrü
ve
gelecek
günlerin
saadeti
için,
Allahü
teâlâya
dua
edilir.
Bu
arada,
oturup,
bir
müddet
sohbet
etmeli.
Böylece,
fazla
heyecan
atılmaya
çalışılır.
Her
kız,
bu
ilk
gecede,
az-çok
ürkeklik
ve
çekingenlik
gösterir,
utanır,
sıkılır.
İlk
defa
bir
erkekle
baş
başa
buluşmanın,
ona
açılmanın
utancını
hisseder.
Bu
hâli,
gayet
tabiidir,
hoş
karşılanmalı.
Erkek
kızı
hiç
sıkmadan
ve
zorlamadan,
samimi
bir
yakınlık
göstermeli,
ürkekliğini
gidermeye
çalışmalı.
Kız
konuşmaktan,
ona
açılmaktan
çekinse
bile,
erkek
samimi
sohbet
ve
yakınlığı
sabırla
sürdürmeli,
onun
gönlüne
yavaş
yavaş
girmeli.
Kızın
sessizce
dinlemesi
ve
ara
sıra
hafif
karşılık
vermesi
de
kâfidir.
Bütün
mesele,
öpüp
okşayarak
kızı
cimaya
hazır
vaziyete
getirmektir!
İlk
gecenin
değişmez
bir
ölçü
olmadığı
unutulmamalı.
İlk
gece
yalnızca
bir
başlangıçtır.
İlk
deneme
başarısız
olabilir,
bu
normal
kabul
edilmeli.
İnancı
gereği
kadından
uzak
kalan
erkek,
çoğu
zaman
kadını
yakından
gördüğünde
veya
dokunmasıyla
hemen
boşalabilir.
Ümitsizliğe
kapılmayıp,
yarım
saat
kadar
sonra
ön
hazırlıktan
sonra,
tekrar
harekete
geçilir.
İkinci
halde
ilk
heyecan
geçip
hemen
boşalma
olmayacağı
için
ön
hazırlık
daha
rahat
şekilde
yapılabilir.
Bu
durum
çok
önemlidir.
Bu
durumu
bilip
kendilerini
buna
göre
ayarlayan
eşler
rahat
eder.
Olduydu
olmadıydı
endişesine
kapılmaz.
Çünkü
bu
normal
bir
olaydır.
Birkaç
saat
dinlenilebilir
veya
ertesi
güne
tehir
edilebilir.
Böyle
bir
durumda
genç
kız
da
durumu
kabul
etmeli,
anlayışla
karşılamalı.
Temas
başarıyla
sonuçlanınca,
erkek
mutluluk
hislerini
eşiyle
paylaşmalı,
ona
teşekkürlerini
sunmalı
ve
bütün
bir
hayat
boyunca
saadetlerinin
devamı
için
dua
etmelidir.
Zifaf
gecesinde
kızda
ürkeklik
ve
çekingenlik
görüldüğü
zaman,
erkek,
ilk
karşılaşmanın
normal
bir
neticesi
olan
bu
hâli
hoş
karşılamalı,
lüzumsuz
telaş
ve
sabırsızlık
göstermemeli.
İlk
geceki
kabalıktan
doğacak
ürkeklik,
incinme
ve
tatsızlık,
daha
sonra
uzun
müddet
silinmeyen
etkisini
gösterir.
Bunun
gibi,
o
gecenin
sabır
ve
nezaketinin
mükafatı
da
sonradan
görülür.
İlk
olarak
bir
erkekle
buluşmak,
yıllarca
barındığı
ailesinden
ayrılıp,
yeni
bir
aile
hayatına
girmek,
bir
kız
için
elbette
çok
önemli
bir
olaydır.
O
anda,
erkeğin
geniş
şefkat
ve
sevgi
kanatlarına
ihtiyacı
vardır.
Bir
kadın,
kendisiyle
buluştuğu
ilk
erkeği
asla
unutmaz.
Eğer
kadın
ilk
zifaf
gecesinde
tatlı
heyecanlar
yaşamışsa,
sevgi,
sabır,
nezaket
ve
geniş
bir
anlayışla
karşılaşmışsa,
o
erkeğe
ömür
boyu
minnettar
kalır.
Bu
ilk
olay,
kadın
için
unutulmaz
bir
hatıradır.
Hatta
o
adam
o
kadını
sonradan
terk
etse,
hayal
kırıklığına
uğratsa
bile,
kalbindeki
o
esrarlı
hatıra
daima
yaşar.
Gerdek
gecesi
Erkeklik
gösterisi
sanılan,
"kedinin
bacağını
ayırmak"
gibi
kabalık
uygun
değildir.
Bilhassa
bu
gece,
erkek
de
çok
nazik
olmalı!
"Bir
kadın,
on
senedir
kocasıyla
garip
bir
şekilde
yaşıyor
Ancak
ayda
bir
defa
temasta
bulunuyor
ve
bu
temas
esnasında
da
kadın
tamamen
soğuk
davranıyor.
Gerdek
gecesi,
kocası
bu
kadının
kalbini
kırmış.
(Ne
zayıfmışsın,
hem
de
çirkinmişsin)
demiş.
Kadın
bunu
unutamamış.
Kadını
yaralayacak,
zayıfsın,
şişmansın,
uzunsun,
kısasın,
yaşlısın
gibi
sözlerden
uzak
durmalı!
Ön
hazırlık:
Gerdek
gecesinde
diğer
önemli
husus
da,
ön
hazırlığın
gelini
ürkütecek
ve
gönlünü
soğutacak
bir
vaziyette
olmamasıdır.
Bunun
için
bir
de,
soyunma
sırasında
dikkatli
olmak
gerekir.
Bir
kere
damadın
gelini
kendi
eliyle
soymaya
kalkması
doğru
değildir.
Gelin
ve
damat,
kendi
kendine
soyunmalı.
Çırılçıplak
soyunmak
da
uygun
değildir.
Ekseriya
gelin,
erkeğin
karşısında
ilk
defa
çıplak
olarak
görünmekten
ve
erkeği
çıplak
olarak
görmekten
dehşet
ve
sıkıntıya
düşebilir.
Soyunma
sırasında,
utanma
duygularının
korunması
için,
bu
işin
de
perdelenmesi
gerekir.
Bunun
için
ya
lamba
söndürülmeli
veya
az
ışıklı
gece
lambası
bulundurulmalı.
Çıplak
vücutla
ortada
görünmenin
vereceği
sıkıntıyı
hesaba
katmalı.
Bu
durum
edebe
de
aykırıdır.
Âişe
validemiz,
(Ben
Resulullahın
edep
yerini
görmediğim
gibi,
o da
benim
edep
yerimi
görmedi)
buyuruyor.
Müslüman
da
bu
sünnete
uymaya
çalışmalı!
Bazı
erkekler,
zifaf
gecesinde
hem
kendi
vücutlarını
teşhir
eder,
hem
de
kadını
tamamen
soyarak,
kaba
ve
hoyratça
davranışlarıyla,
gelini
sıkıntı
içinde
bırakırlar.
Bu
çok
yanlıştır.
Soyunma
olayında,
ayakta
büsbütün
soyunmaya
kalkışmamalı,
yalnız
üstteki
kaba
elbiseler
çıkartılmalı,
iç
çamaşırları,
yorgan
altına
girdikten
sonra
çıkarılmalı.
İlk
temas:
Zifaf
gecesinde
sevgi
oyunu
önemlidir.
Sevgi
oyunu
nâzikâne,
erkeğin
gelini
heyecana
getirme
tekniği
mükemmel
olduğu
zaman,
kadın
ne
kadar
utangaç
olursa
olsun,
yavaş
yavaş
eşine
itimadı
çoğalmaya
ve
rahatlamaya
başlar.
Ondan
sonra
teslimiyet
duygusu
artar,
çekingenlik
yerine
arzu
doğmaya
başlar.
Birçok
gelini
inciten
ve
ürküten
şey,
eşlerinin
bu
gece
kaba
ve
anlayışsız
davranmalarıdır.
Henüz
mahcubiyet
içinde
bulunan
bir
gelini,
evlilik
hayatına
yavaş
yavaş
alıştırmalı.
Damat,
gelinde
arzu
uyandırma
yollarını
aramalı,
utangaçlık
hislerinden
kurtulmasına
yardımcı
olmalı.
Normal
bir
kadın,
belki
kocasının
arzusunu
tahrik
etmek
için
önce
çekingen
davranır.
Aslında
o,
fethedilmekten
hoşlanır.
Fakat
mukavemetin
kaba
bir
şekilde
kırılma
teşebbüsünü
asla
hoş
görmez.
Bunun
için
damat,
nezâket,
sabır
ve
incelik
hususlarını
asla
gözden
uzak
tutmamalı.
Gelin
de,
hayatının
belki
en
heyecanlı
anlarını
yaşayan
eşinin
başarısını
baltalayacak
davranışlardan,
mümkün
olduğu
kadar
kaçınmalı.
Bekâretin
izâlesi:
Normal
vasıfları
taşıyan
kız
ve
erkek
için,
bunun
bir
zorluğu
olmaz.
Yapılacak
iş;
sevgi
oyunlarıyla
temas
ortamı
hazırlanır,
gelin
o
safhaya
geldikten
sonra,
yani
ilişkiyi
kolaylaştırıcı
kaygan
sıvı
gelince,
üstten
aşağı
hafif
kuvvette
bir
tazyikle
zifaf
ilişkisini
tamamlanır.
Kız
uyarılamaz,
kaygan
sıvı
gelmezse,
bir
merhem
kullanılmalı.
Cinsiyet
organlarına
bir
miktar
vazelin
sürmek
bu
işi
kolaylaştırır.
Kızlık
zarının
yırtılmasında,
kanama
ve
acının
hafifletilmesi
için
eşlerin
yatakta
alacakları
pozisyon
önemlidir.
Bunun
için,
genç
kız
bacakları
ayrık
ve
dizleri
bükülmüş
vaziyette
sırt
üstü
yatmalı;
erkek
diz
ve
dirseklerinin
desteğini
kullanarak,
cinsiyet
uzvunu
eşinin
döl
yoluna
üst
taraftan
ve
üst
kenarı
boyunca,
aşağı
doğru
kaydırarak
koymalıdır.
Burada
cinsiyet
organının
hazneye
girişinde,
eşinin
hazne
ağzının
tabii
açıklığı
yardımcı
olur.
Bu
esnada
zar
gerilir
ve
yapılan
basınçla,
umumiyetle
iki
yerden
ve
arkaya
doğru
yırtılır.
İşte,
sözü
geçen
hafif
ağrı
bu
anda,
zarın
direnci
ile
erkeğin
cinsi
uzvunun
yapacağı
güçlü
tazyik
karşı
karşıya
geldiğinde
duyulur.
Böyle
bir
durumda
genç
kızın
kalçalarını
küçük
bir
hareketle
kasarak
eşine
yardımcı
olması
iyi
olur.
Aslında
temas
öncesinde,
genç
kızın
cinsi
bakımdan
başarılı
bir
şekilde
uyarılması,
temasın
her
iki
taraf
için
de
kolayca
tahakkukuna
yeterlidir.
Cinsi
tatmine
erişen
genç
kızın
ve
erkeğin
cinsi
organlarında,
girişi
kolaylaştıracak
kaygan
sıvılar
ifraz
edilir.
Vazelin
kullanmak
birleşmeyi
kolaylaştırır.
Ama
asıl
çözüm,
temas
öncesi
hazırlığın
ideal
şekilde
yapılmasıdır.
Kadın,
okşama
ve
sevişme
ile
hazır
vaziyete
gelmiş
olmalı!
Bu
olursa,
başka
bir
tedbire
ihtiyaç
duyulmaz.
Tahriş,
acıma
gibi
hallerde,
sonraki
temaslar
için
1-2
gün
ara
vermek
iyi
olur.
Ama
bu
da
şart
değildir.
Karşılıklı
istek
varsa,
ertesi
gün
veya
birkaç
saat
sonra
temas
yapılabilir.
Aşırı
istek
acıyı
hissettirmez.
Zarın
yırtılmasıyla
gelen
kan
durmazsa
telaşa
mahal
yoktur.
Genç
kız
sırt
üstü
vaziyette
dizlerini
kaldırıp
bacaklarını
kasarak
bitiştirirse,
kanama
çoğu
zaman
kendiliğinden
durur.
Nadiren
de
olsa
durmayıp
aktığı
da
görülür.
Gerçekten
de
cinsi
temasa
her
iki
tarafın
da
ruhen
ve
bedenen
çok
iyi
hazırlanmış
olmaları,
erkeğin
eşini
başarılı
bir
şekilde
uyarması
ve
her
ikisinin
de
cinsi
heyecan
bakımından
tatminkâr
bir
seviyeye
çıkmaları
hâlinde
neredeyse
hiç
acı
duyulmaz.
Aşırı
heyecan,
aşırı
zevk
ağrı
hissini
ortadan
kaldırır.
Savaşta
ve
kavgada
yaralanma,
neden
sonra
kan
görülmesi
ile
anlaşılır.
Bu
arada,
eşlerin
birbirine
yardımcı
olması,
bilhassa
erkeğin
çok
sabırlı,
anlayışlı
ve
şefkatli
olması
gerekir.
Zifaf
gecesinde
acı
duymak
korkusu,
yabancı
bir
erkekle
en
mahrem
buluşmanın
verdiği
utanma
hissi
ve
kızlıktan
kadınlığa
geçiş
gibi,
çok
önemli
bir
dönüm
noktasında
bulunuşu
dolayısıyla,
kadının
göstereceği
çekingenliği
anlayışla
karşılamalı.
Onu
samimiyetle
kendisine
alıştırdıktan
ve
ürkeklik
hislerini
teskin
ettikten
sonra,
nâzik
ve
yumuşak
bir
surette
birleşmelerini
temin
etmek,
erkeğin
vazifesidir.
Netice
olarak;
zifaf
gecesinin
ilk
teması
ve
sonrasında,
dikkatli,
sabırlı
ve
ihtiyatlı
olmalı.
Bu
hususlara
dikkat
edilmezse,
cinsi
temastan
kadın,
zevk
yerine
acı
ve
ıstırap
duyabilir.
İlk
zifaf
ilişkisinde,
arzulanan
cinsi
zevkin
bulunamaması
tabiidir.
Zifaf
engelleri:
Zifaf
gecesi,
ciddi
bir
engelle
karşılaşıldığı
zaman,
ilişkinin
daha
sonraki
gecelere
tehir
edilmesi
gerekir.
Mesela
kızın
hayız
hâli
devam
ediyorsa,
beklemeyi
tercih
zarureti
vardır.
Esasen
gerdek
gecesinin,
kızın
hayızdan
temizlendiği
zamana
getirilmesi
gerekir.
Zifaf
ilişkisinin
de,
illâ
ilk
gecede
tamamlanmış
olması
gerekmez.
Sabır
ve
anlayışla
hareket
edilirse,
sonraki
gecelerde
güçlük
ve
engeller
ortadan
kalkar.
Bazı
erkekler,
bu
gece
kapıldıkları
aşırı
heyecan
sebebiyle,
geçici
iktidarsızlığa
düşebilirler.
Gerdek
gecesi
böyle
bir
olayla
karşılaşılırsa,
teşebbüsü
birkaç
saat
geciktirmek
veya
sonraki
gecelere
bırakmak
gerekir.
Çünkü
bu
durum
geçici
bir
başarısızlıktır;
bir
müddet
sonra
heyecan
ve
engellerin
çözülmesiyle
geçer.
Duruma
göre
birkaç
saat
veya
birkaç
gece
sürebilir.
Zifaf
engellerinin
başlıcaları:
Kızın
aşırı
ürkekliği:
Bu
durum,
birçok
kızların
öteden
beri
sahip
olduğu
zifafın
çok
sıkıntılı
geçeceği
gibi
bazı
yanlış
kanaatten
dolayı
olabileceği
gibi,
o
gece
erkeğin
kaba
bir
"erkeklik"
gösterisiyle,
sabırsız,
nezâketsiz
ve
hoyrat
davranışlarından
da
ileri
gelebilir.
Erkeğin
endişesi:
Bazı
erkeklerin,
zifafta
başarısız
kalma
endişesinin
içlerinde
yer
etmesi,
bu
duygular
içinde
telaş
ve
heyecan
göstermesi;
ayrıca
temas
esnasında
"erken
boşalma"
hâliyle
karşılaşmaları,
geçici
bir
başarısızlık
sebebi
olabilir.
Çeşitli
etkiler:
Birçok
yerlerde
görülen
zifaf
neticesini
bekleme
âdetlerinin,
erkek
üzerindeki
psikolojik
baskısı,
zifaf
mekanının
elverişsiz,
gürültülü
ve
görüntülü
bir
yerde
oluşu,
o
anda
kadında
beklenmedik
tatsız
bir
hâlin
görülmesi,
o
kadına
karşı
duyulan
sevgi,
şefkat
ve
hürmet
duygularının
aşırı
dereceye
varması,
geçici
iktidarsızlık
sebeplerine
dahildir.
İşte
bu
gibi
hallerle
gerdekte
cinsi
başarısızlığa
uğrayan,
bunun
geçici
olduğunu
idrak
edip,
ilişkisini
daha
sonraki
gecelere
ertelemelidir.
Zifaf
âdetleri:
Her
memleketin,
çeşitli
ve
farklı
özelliklerde
evlenme
ve
zifaf
âdetleri
vardır.
Ekserisi
anormal
ve
lüzumsuzdur.
Dinimize
aykırıdır.
Zifaf
gecesinde,
gelin
ve
güveyin
yakınları
tarafından
dışarıda
nöbet
tutulması
veya
sabahleyin
çarşaf
kontrolü
tuhaf
ve
kaba
bir
âdettir.
Bazılarında
ise,
neticeyi
ilan
cinsinden
silah
atma,
belli
bir
işaret
ve
alamet
gösterme
gibi
farklı
usuller
vardır.
Bunun
doğuracağı
zararlardan
bazıları
şöyledir:
1-
Gerdeğe
giren
eşler,
o
akşam
heyecanlı
olur.
Erkek,
bir
kontrol
durumuyla
karşılaştığı
zaman
daha
da
endişe
duyacak,
belki
bu
sebeple
o
gece
iktidarsızlık
gösterebilir.
2-
O
gece
kapı
bekleyenler,
ilişkinin
vaki
olmadığını
anladıkları
zaman,
hem
damadın
maneviyatı
kırılır,
hem
de
yanlış
bir
kanaatin
dedikodusu
yapılır.
Böyle
bir
baskı
ve
kontrol
altındaki
ilişkiden,
beklenen
netice
alınamayınca,
gelin-damat
ve
diğer
akrabalar
arasında,
üzücü
ve
kırıcı
olaylar
ve
kavgalar
meydana
gelebilir.
3-
Zifafta
bekâret
işareti
açıkça
görülmeyen
bazı
kızlar
da
vardır.
Bu
görülmeyince
yanlış
hüküm
verebilirler.
Böylece
evliliğin
başında,
günahsız
bir
kızın,
"iffetsiz"
olarak
ilan
edilmesine
sebep
olurlar.
Bu
da
namuslu
bir
kız
için,
gerçekten
çok
çirkin
bir
suçlamadır.
4-
Eşler
arasındaki
mahrem
sırlar,
çevreye
yayılmış
olur.
Dilden
dile
dolaşırken
herkes
bir
şey
ilave
eder.
Yanlış
dedikodulara
sebebiyet
verir.
5-
Zifaf
gecesinin
mahremiyeti,
gelin-güvey
arasında
kalmalı.
Şayet
gerdek
sonrası,
ciddi
şüpheler
hasıl
olup
da,
erkek
müşkül
durumda
kalırsa,
kimseye
ifşa
edilmeden,
bu
meselede
tecrübesi
olan
ebeye
veya
kadın
doktoruna
gidip,
gizlice
öğrenebilir.
Bekâret
özellikleri:
Bâkire
kızın
zifaf
gecesinde,
yanlışlıkla
haksız
bir
muameleye
uğramamasına
dikkat
etmelidir.
Bazı
kızların
zifafında
-kızlık
zarının
özelliğinden
dolayı-
yırtılma
olmaz,
bekâret
işareti
açıkça
görülmez.
Bu
incelik
bilinmezse,
yanlışlıkla
töhmet
ve
hataya
düşülebilir.
Böyle
bir
duruma
meydan
verilmemelidir.
Bekâret
hususunda
kuvvetli
şüphe
hasıl
olup
da,
iffetsizlikle
itham
durumu
ortaya
çıkarsa,
kadın
doktoruna
başvurulabilir.
Sayıları,
% 5
gibi
az
da
olsa,
bazı
kızların
ilk
cinsi
temasında,
bekâretlerinde
bir
değişiklik
olmadığı
bilinmektedir.
Bunlar
daha
çok
"halkalı,
hilâlli"
kızlık
hâllerinde
olur.
Bunlardan
bir
kısmı,
ilk
doğuma
kadar
bâkire
kalabilir.
Tabii
ki
bu
özelliklere
sahip
olup
da
zifaf
hâlinde
zedelenme
olmayan
kızlıklardan,
genelde
beklenen
kan
işareti
de
görülmez.
İşte
böyle
bir
durumda,
bu
işin
inceliğini
bilmeyen
ve
"bâkire"
bir
kızla
evlendiği
inancıyla
zifafa
giren
bir
erkek,
burada
beklediği
işareti
göremeyince,
telaş
ve
endişeye
kapılabilir.
Ortada
kesin
deliller
olmadan,
namuslu
bir
kadını
"fâhişe"
olarak
itham
etmek
de,
büyük
günahtır.
Bütün
bunlar
hesaba
katılınca,
mutlak
bir
işaret
görülmedi
diye
ortalığı
karıştırmak
da,
gerçekten
lüzumsuz
ve
mesuliyetli
bir
durumdur.
Ne
var
ki,
zifafta
eşini
bâkire
olarak
bekleyen
bir
adam
da,
aradığını
bulamayınca,
en
azından
vicdanen
şüpheli
ve
huzursuz
olacaktır.
Bunun
sıkıntısından
kurtulmak
için:
Ya
yukarıdaki
ihtimalleri
düşünerek
hüsnü
zan
etmek
ve
bir
mesele
çıkartmamak;
yahut
şüphe
ve
sıkıntıyı
atmak
için,
gelin-damat
arasında,
özel
bir
kontrol
ve
anlaşmayla,
mâkul
ölçülerde
neticeyi
tatlıya
bağlamak;
veya
lüzum
görülürse,
bir
hekime
gösterip
işin
mahiyetini
öğrenip
gereğini
yapmak
gerekir.
Hassas
bölgeler:
Öpüşme;
hem
cinsel
beraberliği
başlatır,
hem
de
orgazma
varmada
önemli
bir
rol
oynar.
Dudaklar
ve
dil,
en
duyarlı
bölgelerdendir.
Özellikle
alt
dudakların
ve
dilin
emilmesi,
kadınlar
için
cinsel
hazzı
artırıcı
etki
uyandırır.
Bu
bakımdan,
eşler
sevişme
ve
birleşme
sırasında
yapacakları
hareketlere
çok
dikkat
etmeli,
ilişkiyi
bir
işkenceye
çevirmemelidir.
Esas
itibariyle,
kadın
vücudu
duyarlı
ve
cinsel
uyarılmaya
açıktır,
bu
açıdan,
kadın
vücudunun
hemen
her
noktası,
aynı
zamanda
bir
haz
noktasıdır.
Ancak,
cinsel
zevk
açısından
bazı
bölgeler
daha
gelişmiştir.
Bunların
başında
"klitoris"
gelir.
Bu,
kadınlık
organının
üst
tarafında
bulunan
bir
çıkıntıdır.
Bu
organ,
erkeğin
penisi
gibi
bir
yapıya
sahiptir
ve
cinsel
uyarma
sonucu
kabarır.
Kadın
vücudunun
en
duyarlı
noktası
olduğu
için,
klitorisi
sürekli
uyarmak,
üzerine
baskı
uygulamak
yanlıştır
ve
bu
zevkten
çok
acı
verebilir.
Klitorisi,
hafifçe
okşamalıdır!
Cinsel
organ
dışındaki
haz
ve
uyarı
bölgelerinin
başında,
göğüsler
gelir.
Kadınların
meme
uçları
adeta
birer
klitoris
görevi
görür
ve
uyarılmaları
kadına
büyük
haz
verir.
Aynı
şekilde,
memelerin
koltuk
altlarına
doğru
uzanan
yan
kısımları
ile
iki
memenin
ortası,
bir
de
altlarındaki
yuvarlıklar,
hassas
ve
uyarıya
açık
bölgelerdir.
Kadın
vücudunun
geri
kalan
hemen
tüm
bölümleri
de,
kadından
kadına
değişen
bir
biçimde,
yüksek
duyarlığa
sahip
olabilir.
Bunlar,
bacak
araları,
göbek
yuvarlağı,
kulaklar,
boyun,
ense,
sırt.
İlişkiden
önce,
hassas
bölgelerin
hafif
okşamalarla
tahrik
edilmesi
gerekir.
Ama
bu
okşamaya
da,
belirtilen
en
hassas
bölgelerden
başlanmaz.
Daha
az
hassas
bölgelerden
başlayarak,
en
hassas
bölgelere,
merkeze
doğru
kaydırılan
yumuşak
bir
okşama
idealdir.
Son
zamanlarda,
sapık
kimseler
arasından
yaygınlaşan
Oral
seks
denilen,
erkeklik
uzvunu
kadının
ağzına
alması
dini
açıdan
çok
çirkin
olduğu
gibi
sağlık
açısından
o
derece
tehlikelidir.
Yapılan
araştırmalarda,
aids
hastalığının
bu
yolla
da
bulaştığı
tespit
edilmiştir.
Ayrıca
erkeğin
kadının
organını
öpmesi
yalaması
da
aynı
derecede
tehlikeli,
çirkin
ve
günah
bir
harekettir.
[Ahlak
Bilgileri
kısmında
Oral
Seks
bahsine
bakınız.]
İlişki
safhası:
Eşlerin
ihtiyacına
göre
uzunca
veya
kısaca
yapılan
başlangıç
oyunlarından
sonra,
şehvet
hislerinin
iyice
uyanmasıyla,
kadında
birleşmeyi
kolaylaştırıcı
mezi
denilen
sıvı
çıkar.
Kadın,
cinsi
his
bakımından
zayıf
olur
veya
yeterince
tahrik
edilmemiş
bulunursa,
böyle
bir
sıvı
görülmez.
Temas
safhasında
en
önemli
mesele,
erkeğin
acele
etmemesidir.
Sabırla
idare
etmesini
bilmek,
erkeğe
düşen
önemli
bir
vazifedir.
Eğer
erkek,
kadının
hâlini
düşünmeden
sadece
kendi
zevki
için
davranırsa,
bir-iki
dakika
içinde
zevkin
sonuna
geliverir.
Bu
durum
ise,
kadını
yarı
yolda
terk
edip,
sıkıntı
içinde
bırakır.
O
halde
erkek,
ihtiyatlı
tavırlarıyla,
"orgazm"
durumuna
gelmeyi
geciktirmeli,
bu
noktada
kadınla
beraberliği
sağlamaya
çalışmalı.
Esas
itibariyle
birleşmenin
sorumluluğu
da
erkeğe
düşer.
Erkek,
birleşmeye
doğru
yönelirken,
kadının
bunu
anlayacağını
sağlayacak
hareketler
yaparak
onu
hazırlamalı,
aynı
zamanda
da,
yavaş
hareketlerde
bulunarak
"birleşme"
durumuna
geçmeli.
Sevgi
oyunları
sonucu
uyarılmış
bir
durumda
olan
kadın,
zevk
içinde
olduğu
kadar,
"şefkat"
ihtiyacı
da
içindedir.
Bu
bakımdan,
erkek
hangi
pozisyona
geçecekse,
bu
arada
hassas
yerleri
öpmeyi
ve
vücudunun
çeşitli
yerlerini
okşamayı
ihmal
etmemelidir.
Birleşme
sırasında
da,
kararlı
ama
yumuşak
olmaya
çalışmalı,
yavaş
yavaş
yaklaşmalı,
başlangıçtaki
yavaş
hareketlerin
temposunu
sonra
yavaş
yavaş
artırmalıdır.
Kadının
orgazm
hâline
gelmesi,
erkeğe
nispetle
daha
geç
ve
yavaş
olduğundan,
başlangıçta
gerekli
tahrik
oyunlarıyla
bu
zamanı
hızlandırmak
ve
kısaltmak
gerekir.
Erkekle
beraber
kadının
da
tatmini
için,
orgazm
devresinin
hemen
hemen
aynı
anda
-veya
erkekten
önce-
olması
gerekir.
Bu
da
hazırlanış
safhasının
iyi
tanzimine,
devamının
sabırla
idare
edilmesine
bağlıdır.
Cinsi
ilişkinin
baştan
sona
normal
bir
bütün
hâlinde,
15-20
dakika
sürmesine
ihtiyaç
vardır.
Bu
müddet,
duruma
göre
uzayıp
kısalabilir.
Orgazmdan
sonra
genel
olarak
erkekler,
baştakine
benzer
bir
sevgi
ve
ilgi
göstermeyi
ihmal
ederler.
Kadın
ise
bu
andan
sonra
da,
sevgi
kucağında
bir
miktar
daha
eğlenmeyi
arzular.
Bunu
ihmal
etmemelidir.
Onun
cinsi
yakınlıktaki
hissesinin
önemli
bir
kısmı
da,
sonundaki
muamelenin
güzelce
neticelenmesine
bağlıdır.
Öyleyse
erkek,
eşinin
bu
ândaki
haklı
arzusunu
da
ondan
esirgememelidir.
Son
safhadaki
bu
arzuya
cevap
vermek
için,
yerine
göre
bir
kendine
çekiş,
kucaklayış
ve
okşayış
da
kâfi
gelebilir.
Önemli
olan,
boşalmadan
sonra
hemen
çekilmeyip,
az
da
olsa
bir
ilgi
gösterilmelidir!
Eşlerin
tatmini
Cinsi
yakınlıkta
erkeğin
tatmin
olmasında
zorluk
olmaz.
Fakat
kadınların
çoğu
tatmin
edilmemiş,
doyuma
ulaşamamış
durumda
kalırlar.
Gerçekte
erkeğin
cinsi
başarısı
ve
eşini
tatmin
için,
fazla
güçlü
olmasına
ihtiyacı
yoktur.
Erkeklik
organının
küçük
olmasının
da
rolü
yoktur.
Biraz
cinsi
teknik
ve
normal
erkeklik
vasfını
taşıyan,
ilişkilerde
gerekli
faaliyet
gücünü
kendinde
bulan
her
erkek,
bunu
başarabilir.
Kadının
zevk
bölgesi
yüzeye
çok
yakın
olduğu
için
erkeklik
organı
normalden
küçük
bile
olsa,
cinsi
tatmine
engel
değildir.
Evlilik
hayatında
pek
az
tatmin
olabilen,
hatta
hiç
olmayan
kadınlar
da
vardır.
Sık
sık
tatminsiz
bırakılırsa
ve
bilhassa
iyice
duygulanma
safhasında
temas
kesilirse,
kadının
huzurunu
kaçırır.
Bu
da,
evlilik
saadetine
zarar
verir.
Cinsi
tatminsizliğe
maruz
kalan
kadın,
sinir
gerginliğinin
verdiği
ıstırapla,
çok
zaman
uykusuz
kalır.
Gittikçe
erkeğiyle
ilişkiden
çekinmeye
başlar;
ona
olan
sevgi
ve
itimadı
sarsılır.
Neticede
sıkıntı,
sinir
bozukluğuna
yol
açar.
Bu
durum
devam
ederse,
evlilik
hayatı
tadını
kaybeder.
Erkeklerin
pek
çoğu,
bu
noktada
gaflete
düşer.
Erkekleriyle
geçinemeyen
kadınların
yüzde
doksanı
da,
cinsi
tatmini
bulamayan
kadınlardır.
İlişkide
kadının
boşalması
ve
tatmini
Sık
nefes,
mahrem
bölgede
hafiften
kasılmalar
ve
gevşeyip
rahatlama
gibi
hâllerden
belli
olur.
Bunlar
sezilmiyorsa,
onun
tatmin
olmadığı
bilinmelidir.
Kadındaki
bu
hâlin
en
önemli
sebebi
erkeğin
sabırsızlık
ve
dikkatsizliğidir.
En
önemli
çaresi
de,
erkeğin
ilişki
tekniğini
gerektiği
kadar
bilmesi
ve
dikkat
etmesidir.
Bu
iş,
evlilik
hayatında
zamanla
kazanılan
tecrübelerle
gelişir.
İlk
safhada
mükemmellik
beklenmez.
Orgazm
olayı
En
başta
gelen
problem
budur.
Bunu
beceremeyen
istenilen
neticeye
varamaz.
Bunun
için,
damdan
düşer
gibi
yapılan
bir
temas,
kadın
için
büyük
hayal
kırıklığı
ve
tatminsizlik
demektir.
Birleşmede
orgazma
ulaşan
kadın
sayısı
oranı
hayli
düşüktür.
Ömründe
orgazm
olmamış
kadın
sayısı
da
az
değildir.
Orgazma
ulaşamamanın
sebebi,
ekseriyetle,
psikolojik
gerginliktir.
Cinsi
temasın
başarısında
psikolojik
yakınlık
ve
hazırlığın
yanı
sıra,
uygun
yer
ve
zamanın
da
büyük
önemi
vardır.
Kaba
olmadan,
tatlı
bir
şekilde
yapılan
tembihler
mutlaka
tesirli
olur.
Sabır,
güven,
anlayış,
sevgi,
şefkat.
Bunlar
uzun
ömürlü
ve
mutlu
bir
evliliğin
önde
gelen
şartlarındandır.
Bu
arada
sık
sık
boşalma
noktasına
gelebilir.
Böyle
durumlarda,
kendisi
hareketi
durdurur,
eşinin
de
durmasını,
hareket
etmemesini
söyler
ve
eşi
de
ona
yardımcı
olursa,
erken
boşalmayı
önlemek
mümkün
olabilir.
Sakinleştikten
sonra,
tekrar
devam
ederler.
Sakinleşmenin,
boşalmayı
geciktirmenin
başka
bir
yolu
da,
zihni
başka
yönlere
kaydırmaktır.
O
anda
hanımı
ile
beraber
değil
de,
başka
yerde,
başka
işlerle
ilgilenmeli,
zihnini
dağıtmaya
çalışmalı.
Mesela,
yarın
yapacağı
işleri
düşünür.
Geçmişteki
hoşlanmadığı
olayları
hatırlarsa
orgazm
gecikebilir.
Önce
uyarma,
sonra
gerilimi
sona
erdirme
safhalarından
meydana
gelen
bu
metotta,
birbirini
takip
eden
tembih
ve
durma
seansları
sırasında,
erkek
boşalmaksızın
cinsi
heyecanın
en
üst
mertebesine
çıkmayı
öğrenebilir.
Bunu
geciktirmek,
tecrübeyle
zamanla
öğrenilir.
Bu
süre
ne
kadar
uzun
sürerse,
o
kadar
iyi
netice
alınmış
olur,
o
kadar
faydalı
olur.
Bu
esnada
erkek
boşalsa
bile
bu
geciktirmeden
dolayı
organının
sertliliği
hemen
kaybolmaz.
Dolayısıyla
kadın
orgazm
olamamış
ise
bu
sırada
o da
orgazm
olmuş,
rahatlamış
olur.
Kısacası
erkek
kendine
her
ne
metotla
olursa
olsun
hakim
olup,
boşalmayı
istediği
zaman,
kadının
durumuna
göre
ayarlaması
gerekir.
Erkek
sabırlı
davranıp,
eşinin
hassas
bölgelerini
tahrik
ederek,
onun
da
cinsi
tatmine
erişmesi
için
gayret
gösterirse,
zamanla
kendi
orgazmını
geciktirmeyi
öğrenebilir.
İradesine
hakim
olarak,
gerekli
ayarlamayı
yapabilir.
Genellikle
penisin
hazneye
girmesi
ile
2-3
dakika
içinde
boşalabilir.
Buna
meydan
vermemek
için,
erkeğin
iradesine
hakim
olarak
penisi
dışarı
çekmesi
veya
hareketsiz
durması
gerekir.
Bu
esnada
10-30
saniye
kadar
derin
derin
nefes
almalıdır.
Yarım
dakikalık
bir
duraklama,
genellikle
boşalma
isteğini
geriletir.
Bu
hususta
bir
başka
tavsiye,
sıkma
metodudur.
"Tehlikeli"
an
gelmeden
önce,
penisin
dibi,
yani
torbaların
altı
ile
makat
arasındaki
perine
bölgesi
sıkılır.
İşaret
ve
orta
parmak
kullanılarak
yapılacak
bu
tazyik,
boşalmayı
geciktirici
bir
tesir
yapar.
Şu
da
unutulmamalıdır
ki,
kadının
mutlaka
orgazm
olmasını
beklemek
de
yanlıştır.
Belirtilen
şartlarda
yapılan
bir
birleşmede
kadın
rahatlar.
Zaten
her
defasında
kadının
orgazm
olması
da
çok
zordur.
Her
defasında
orgazm
olması
kadını
yıpratır.
Bunun
için
kadın,
zaten
her
beraberlikte
bunu
beklemez.
Psikologlar
mutlaka
orgazm
demenin
yanlış
olduğunu
belirtmektedir.
Orgazm
önemli
olmakla
beraber
dikkati
devamlı
orgazm
üzerine
çekmek
de
yanlış
olur.
Bu
konudaki
zorlama
cinsi
beraberliğe
olumsuz
etki
edebilir.
Kısacası
cinsel
birleşme
eşittir
orgazm
demek
değildir.
Orgazmda
önemli
olan
bunun
önemini
bilip
kadını
bundan
mahrum
etmemektir.
Pozisyonlar
Evlilik
hayatı
boyunca
cinsi
münasebetlerin,
şeklen
değişmeyen
bir
vaziyette
devam
etmesi
bıkkınlığa
sebep
olabilir.
Bunun
için,
zaman
zaman
farklı
şekil
ve
vaziyetleri
kullanmaya
ihtiyaç
görülebilir.
Bunun
da
dinen
bir
mahzuru
yoktur.
Cinsi
temasta
en
uygun
pozisyon,
kadın
sırt
üstü
yatar,
erkek
kadına
yüzü
dönük
olarak
üstten
yaklaşır
Ay
hâlinde
iken
Ay
hâllerinde,
erkekle
bir
araya
gelmemelidir.
Büyük
günahlardandır.
Ay
hâlinde,
kadının
tenâsül
yolları
kanla
dolgun,
rahmin
damarlarının
ağzı
açık,
az
çok
bereli
bir
hâldedir.
En
titiz
ve
temiz
olanlarda
bile,
bu
yollarda
sinsi
bekleyen
milyonlarca
mikroplar
vardır.
Ay
hâllerinde
bunlar
hemen
süratle
ürer,
çoğalır,
kuvvetlenir;
fırsat
kollar
ve
en
ufak
bir
sebeple
hemen
bereli
bulunan
tenâsül
uzuvlarını,
rahim
ve
yumurtalıkları
sarar.
Bu
ara
vuku
bulan
cinsi
yakınlık,
mikropların
her
yana
yayılmasına
sebep
olur.
Bu
hâl
kadını
hasta
eder.
Devamlı
olursa
fazla
kan
boşanmalarına,
bel
ve
kasık
ağrılarına,
ciddi
birçok
kadın
rahatsızlıklarına
sebep
olur.
Sonra,
âdet
kanının
kendine
mahsus
ağır
bir
kokusu
vardır.
Bu
koku,
pek
temiz
kadınların
bile
ter
ve
tenini
kaplar.
Bu
kokudan
kadın
kendisi
bile
tiksinir.
Bu
sırada
vuku
bulan
cinsi
yakınlıkta,
bu
ağır
koku
erkeği
de
tiksindirir.
Kadın
bunları
bilerek,
temizliğe
bu
zamanda
daha
çok
dikkat
etmeli
ve
eş
oynaşından
hep
uzak
kalmalı,
yakınlıkta
bulunmamalıdır.
Ay
hâlinde
ilişki
haramdır,
büyük
günahtır.
Lohusa
iken
de,
yakınlıkta
bulunmaktan
sakınmalıdır.
Bu
da
haramdır.
Zira
doğum
esnasında
tenâsül
uzuvları,
bilhassa
rahim,
hazne
berelenir,
çok
defa
yırtıklar
husule
gelir.
Bu
sırada
kadınla
yakınlıkta
bulunmak,
kadını
pek
fena
örseler.
Mikropların
hemen
faaliyete
geçmesi
birçok
önemli
kadın
hastalıklarının
meydana
gelmesine
sebep
olur.
Onun
için
rahim
ufalmadan,
kadının
tenâsül
uzuvları
tabiî
hâlini
almadan
kadına
yanaşmamalıdır.
Gebeliğin
son
üç
haftasında
ilişki
kadın
için
zararlı
olabilir.
Fakat
dinen
günah
değildir.
Tekrarlama
zamanı
İlişkiyi
tekrarlama
zamanı
ve
miktarı
şartlara
göre
değişik
olur.
Bundaki
genel
ölçü
şudur:
Kendiliğinden
uyanan
ve
sonunda
yorgunluk
vermeyen,
insana
ferahlık
ve
zindelik
kazandıran
ilişkiler,
tabii
ölçüde
demektir.
Hâli
ve
yaşı
müsait
kimseler
için
bunun
muayyen
bir
sınırı
olmamakla
beraber,
aradan
4-5
gün
geçmeden
tekrar
edilmemesi
yerinde
olur.
Çünkü
erkek,
boşalttığı
cinsi
enerjiyi,
ancak
bu
müddet
zarfında
kâfi
miktar
doldurur.
İlişkilerin,
evli
eşler
için
kırk
yaşına
kadar,
ortalama
haftada
iki
defası
normal
sayılırken,
kırkından
sonra
haftada
bir,
ellisinden
sonra
iki
haftada
bir,
altmıştan
sonra
ayda
bir
olması
tabii
ölçüde
sayılmaktadır.
Ancak
bunlar
kesin
ölçüler
değildir;
her
insanın
hâl
ve
şartlarına
göre
değişiklik
gösterir.
Kadın
haklı
olarak,
cazip
hâlleriyle
erkeğine
karşı
cinsi
arzusunu
hissettirince,
erkeğin
onu
ihmâl
etmeden,
yakınlıkta

