CEVAP
Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir.
Cin ile tanışan falcılar, (Yıldızname)ye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. (Hadika)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur'an-ı kerime inanmamış olur.) [Bezzar]
İbni Ebi Zeyd hazretleri diyor ki:
(Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.)
(Birgivi Vasiyetnamesi)nde, (Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir) buyuruluyor.
Gaybı cin de bilmez
Kadızade, burayı şöyle açıklıyor:
(Gaybı, Allahü teâlânın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. Allahü teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir.)
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır.) [R.Muhtar]
Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek [büyü çözmek için büyü yapmak] caiz değildir. (Hadika)
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Müslüman büyü yapmaz. Allah saklasın, imanı gittikten sonra büyü tesir eder.) [c.3, m.41]
İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
(Büyü yaparken, küfre sebep olan kelime ve iş olursa, küfürdür. Böyle bir kelime ve iş olmazsa, büyük günahtır.)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür.) [Buhari]
(İpe üfleyip düğüm atan kimse, büyü yapmış olur. Büyü yapan da Allah’a şirk koşmuş olur.) [Nesai]
(Falcıya, büyücüye, kâhine giderek, onların söylediklerine inanan, Kur'an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani]
(Büyücüye inanan kimse, Cennete giremez.) [İ.Hibban]
(Gaibden haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan kimse, büyücü gibi günaha girer.) [İ.Mace]
(Falcıya fal baktıran, onun sözüne inanmasa bile, kırk gün kıldığı namaz kabul olmaz.) [Müslim]
(Fal bakmak, yazı ve çizgi ile gelecekten haber vermek, puta tapmak gibidir.) [Ebu Davud]
(Karı-kocayı birbirine düşüren Allahü teâlânın lanetine uğrar.) [El-Envar]
(Ana ile evladın, kardeşle kardeşin arasını açana lanet olsun.) [İ.Mace]
(Kâhinlik yaparak alınan para haramdır.) [Buhari]
Büyü, insanları hasta eder. Sevgi veya nefrete sebep olur. Yani cesede ve ruha tesir eder. Büyü, kadınlara ve çocuklara daha çok etki eder. Büyünün tesiri kesin değildir. İlacın tesiri gibi olup, Allahü teâlâ dilerse tesirini yaratır. Dilerse tesirini yaratmaz.
Şu halde, (Büyücü, büyü ile istediğini şüphesiz yapar, büyü muhakkak tesir eder) diyen ve inanan kâfir olur. (Allahü teâlâ takdir etmişse, büyü tesir edebilir) demelidir!
Sual: Büyü, sihir etki etmez diye inanıyorum. Doğru mu?
CEVAP
Yanlış. Büyü etki edebilir, mutlaka etki eder demek yanlıştır. Büyü ilaç gibidir. Bazen etki edebilir, insanı hastalandırır. Her ilaç da her zaman etkisini göstermez, göstermediği de olur. Yani ilaca da büyüye de tesir kuvvetini veren Allahü teâlâdır. Vermezse, ilaç da, büyü de tesir etmez.
Sual: Resulullaha da sihir yani büyü yapılmış, bu olay nasıl oldu?
CEVAP
Resulullah efendimiz, Medine’ye hicretinden önce, Medine halkı Abdullah bin Selul’ün etrafında toplanmışlardı. Resulullah Medine’ye teşrif edince, Medine halkı tamamen Ona hürmet ve alaka gösterdiler. İbni Selul’ü bıraktılar. Bunun üzerine Resulullahı öldürmek için harekete geçti. Yahudiler onun yanına toplandılar. Bazı planlar yaptılar. Lebid bin Asım’dan yardım istediler. Lebid, falan mahallede Hayre adında sihir yapmakta çok ileri yaşlı bir kadın var, onu bulun dedi. Bulup o kadına çok para verdiler. Yaşlı kadın bir güvercin yavrusuna iğneler batırıp, 11 düğüm yaparak güvercin yavrusunun üzerine sardı. Medine’nin dışında harap bir kuyunun içine koyup, ağzını kapattı.
Resulullah efendimiz hastalandı. Azaları hareketsiz kaldı. Bu hâl 9 gün devam etti. Sonra Cebrail aleyhisselam geldi, durumu haber verdi. Resulullahı oraya götürdüler. Kuyuyu açıp güvercini çıkardı. Fakat düğümleri çözemediler. Cebrail aleyhisselam Muavvizeteyn [Kul Euzü] surelerini getirdi. Resulullah bu sureleri o düğümlerin üzerine okudu. Her âyeti okudukça bir düğüm çözüldü. İki suredeki 11 âyet okununca, 11 düğüm de çözüldü. Resulullah efendimiz hastalıktan tamamen kurtulup, sıhhate kavuştu.
Sual: Cin insana geçmişte olan olayları bildirebilir mi?
CEVAP
Cin gördüklerini anlatabilir, gaibden haber veremez. İnsanlar da gördüklerini anlatırlar. Cinlerden görmediklerini söyleyenler çıkabilir. Kibirli yalancı olanları vardır, onlara güvenilmez.
Sual: Cinci hocaya büyü çözdüğü için para vermek günah mıdır?
CEVAP
Cinci hocaya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.
Sual: Âyetler okunup ipliğe düğüm atılıyor. Kötülerin şerrinden korunmak için dua ediliyor. Büyüye girer mi, caiz mi?
CEVAP
Büyüye girer, caiz değildir.
Sual: Bazı insanlar bio enerji denilen bir güçle bazı şeyler yapıyorlarmış. Televizyon kanallarını aletsiz değiştirmek gibi. Bunlar istidraç mıdır?
CEVAP
Rusya’da daha çok yapılıyormuş, tekniğini bilmiyoruz. Bir tekniğe dayanıyorsa mesele yok. Tekniğe dayanmıyorsa sihir olur.
Sual: Bir cinci hocaya gittim, benden kesilmiş tırnak parçalarımı istedi, vereyim mi?
CEVAP
Öyle yerlere gitmeyin ve vermeyin. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) [Deylemi]
Sual: Sihir nedir?
CEVAP
İnsanların bütün işleri, âdet-i ilahiyye içinde meydana gelir. Allahü teâlâ, sevdiği insanlara ikram olmak için, âdetini bozarak, sebepsiz şeyler yaratır. Bunlar enbiyadan meydana gelirse Mucize, evliyadan meydana gelirse Keramet, diğer müminlerden meydana gelirse Firaset, fasıklardan meydana gelirse İstidraç, kâfirlerden zuhur ederse Sihir denir.
Iraklı bazı kimselerin ağızlarına ateş almalarına, avurtlarına şiş sokmalarına keramet diyenler çıkıyor. Allahü teâlâ, böyle kimselerin Hz. Musa zamanında da bulunduğunu, bunların sihir olduğunu bildiriyor. Böyle göz boyamak haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kişinin havada uçtuğunu, denizde yürüdüğünü veya ağzına ateş koyup yuttuğunu görseniz, fakat dine uymayan bir iş yapsa, keramet ehliyim dese de, onu büyücü, yalancı, sapık ve doğru yoldan saptırıcı bilin!) [El-Münire]
Sual: TV’de gördük. Efsun yapılanı akrep sokmuyormuş. Efsun nedir?
CEVAP
Efsun, fen yolu ile tecrübe edilmemiş, manası bilinmeyen veya küfre sebep olan şeyi, hasta olmamak veya hastalığı tedavi için okuyup üflemek demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Efsun yapan tevekkül etmemiş olur.) [Nesai]
Efsunun büyüye, yani sihre benzeyen tarafı vardır. Bunlarla uğraşmak caiz değildir.
Sual:
Komşularım
bana,
(Seni
görünce,
bize
uğursuzluk
geliyor,
işimiz
hiç
rast
gitmiyor)
diyorlar.
Salı
günü
iş
yapmayı
uğursuz
sayanlar
vardır.
Dinimizde
uğursuzluk
diye
bir
şey
var
mıdır?
CEVAP
Uğur,
iyilik
getirdiği
sanılan
şey
veya
belirti,
hayır,
iyilik,
bereket.
Uğursuz,
kötülük
ve
zarar
getirdiği
sanılan
şey.
Uğursuzluk,
bir
şeyi
veya
bir
olayı
kötüye
yorumlamak.
Bir
şeyin,
bir
günün
veya
bir
yerin
uğursuz
sanılması,
Yahudilikte
vardır.
Hıristiyanlıkta
da,
13
rakamının
uğursuzluk
getirdiğine
inanılır.
Dinimizde
ise,
bir
şeyi
uğursuzluğa
yormak
yoktur.
Fakat,
(Şu
iş
veya
şu
ev
bana
uğursuz
geldi)
gibi
sözleri
söylemekte
mahzur
yoktur.
Hadis-i
şeriflerde
buyuruluyor
ki:
(Müslümanlıkta
uğursuzluk
[bir
şeyi
kötüye
yorumlamak]
yoktur.)
[Mektubat-ı
Rabbani
3/41]
(Bir
şeyi
uğursuzluğa
yorma,
hayra
yor!
Sizden
biriniz,
hoşuna
gitmeyen
uğursuzluk
zannettiği
bir
şey
görünce,
şöyle
desin:
"Ya
Rabbi!
İyilikleri
veren,
kötülükleri
defeden
ancak
sensin.
Lâ
havle
velâ
kuvvete
illâ
bike.")
[Beyheki]
(Yumuşak
muamele
uğurluluk
[iyilik],
sert
davranmak
uğursuzluk
[kötülük]
getirir.)
[Harâiti]
(Uğuru
[hayrı]
ve
uğursuzluğu
[şerri]
en
çok
olan
uzuv
dildir.)
[Taberani]
(Kötü
huy
uğursuzluk
getirir.)
[Taberani]
Eskiden,
Arabistan'da
yolculuğa
çıkarken,
bir
kuş
uçururlardı.
Kuş
sağa
uçarsa,
uğurlu
sayıp,
yola
devam
ederler,
kuş
sola
uçarsa,
uğursuz
sayıp
geri
dönerlerdi.
Peygamber
efendimiz
bunu
yasaklayıp
buyurdu
ki:
(Kuşlara
dokunmayın,
yuvalarında
kalsın!)
[İ.
Maverdi]
Hz.
İkrime
anlatır:
Bir
kuş
ötüp
geçtiğinde,
oradakiler
yorumda
bulundular.
İbni
Abbas
hazretleri
de,
(Hayra
da,
şerre
de
alamet
değildir)
buyurdu.
Bir
olayı
hayra
yormakta
ise
mahzur
yoktur.
Çünkü
Peygamber
efendimiz,
gördüğü
şeyleri
hayra
yorardı.
Hiçbir
şeyi
uğursuz
saymazdı.
Sual:
Bazı
medyumlar,
Kaybolan
şeyleri
ve
başınıza
gelecekleri
de
biliyoruz
diyorlar.
Medyum,
fincanla
ruh
çağırırken
Falancanın
ruhu
gel
diyor.
Şu,
şöyle
mi?
gibi
bir
soru
sorunca,
fincan,
evet
veya
hayır
yazılı
tarafa
yahut
harfler
üzerinde
dolaşarak
hareket
ediyor.
Böylece
sorulan
şeye
cevap
verilmiş
oluyor.
Bazen
isabet
ettiği
de
görülüyor.
Bunun
sebebi
nedir?
CEVAP
Kur'an-ı
kerimde,
gaybı
Allah’tan
başkasının
bilemeyeceği
bildiriliyor.
(Cin
26)
Gayb,
duyu
organları
ile
veya
hesap
ile,
tecrübe
ile
anlaşılmayan
şey
demektir.
Birisinin
altınları
çalınır.
Medyuma,
ruhçuya
veya
cinci
denilen
kimselere
gidilir.
Bunlar,
çalanı
tarif
eder.
Bazen
isabet
ettiği
de
olur.
Çalınan
şey,
bize
göre
gayb
ise
de,
çalana
ve
onu
gören
başkalarına
göre
gayb
değildir.
Onu
çalanı
bir
cin
görmüşse,
cin
çalanı
tarif
eder
ve
bulunur.
Cin
gaybı
bilmiş
olmaz.
Ruh
çağırıyoruz
denildiğinde
de
gelen
cindir.
Cin
de
geleceği,
gaybı
bilmez.
Bilmediği
Kur'an-ı
kerimde
yazılıdır.
(Sebe
14)
Cin,
gaybı
bilmediği
gibi,
melek,
hatta
Peygamber
de
bilmez.
Ancak
Allahü
teâlâ
bildirirse,
elbette
onlar
da
bilir.
(Cin
27)
Peygamber
efendimizin
devesi
kaybolunca,
münafıkın
biri
(Cennetten,
Cehennemden
bahsediyor.
Halbuki
kaybolan
devesinin
yerini
bile
bilmiyor)
dedi.
O
anda
Allahü
teâlâ,
devenin
nerede
olduğunu
Resulüne
bildirdi.
Peygamber
efendimiz,
yuları
bir
ağaca
takılmış
olduğu
halde
deveyi
görüp
tarif
etti.
Gittiler,
tarif
edilen
yerde
buldular.
(M.
Kâinat)
Birgivi
Vasiyetnamesi’ndeki
(Bir
kimse,
ben
çalınanları,
kaybolanları
ve
bunların
yerlerini
bilirim
dese,
diyen
de,
buna
inanan
da
kâfir
olur.
"Bana
cin
haber
veriyor,
onun
için
biliyorum"
derse
yine
kâfir
olur.
Çünkü
cin
de
gaybı
bilmez.
Gaibi
yalnız
Allah
bilir)
yazısını
Kadızade
şöyle
açıklıyor:
(Gaybı,
Allahü
teâlânın
vahy
ve
ilham
ettikleri
de
bilir.
Cin
gaybı
bilmez.
Fakat
cin,
ben
evliyadan
duydum
ki
şöyle
imiş
derse,
küfür
olmaz.
Ancak
cinler
yalan
söyledikleri
için
onlar
biz
duyduk
deseler
de
inanmamalıdır.
Allahü
teâlâ
vahy
yolu
ile
Peygamberlere
gaybı
bildirdiği
gibi,
ilham
yolu
ile
de
evliyaya
ve
müminlere
de
bildirir.)
Allahü
teâlâ
gaybı
Peygamberine,
evliyasına
ve
dilediğine
bildirir.
Evliyanın
kerametleri
çok
görülmüştür.
Mesela
Hz.
Ömer’in,
Medine’den
İran’daki
ordusunu
görüp,
kumandanına
(Dağa
çekil
dağa)
dediği
meşhurdur.
Evliyanın
ruhları
da
yardım
eder.
(Şevahid-ün-nübüvve)
Ruh
çağıranlar,
ölenin
ruhu
geliyor
diye
milleti
kandırıyorlar.
Kâfirlerin
ruhları
hapsedilmiştir.
Gelmeleri
mümkün
değildir.
Müslümanların
ruhları
ise,
fasıkların,
kâfirlerin
çağırması
ile
gelmez.
Kâfirlerin
ruhları
hapis
olduğu
için
rüyada
bile
görülmezler.
Şeytan
onların
şekline
girip
görünür.
(Miftah-ül-Cenne)
Ruhçuların
ruh
hakkındaki
söylediklerinin
hemen
hepsi
yalandır.
Çünkü
Kur'an-ı
kerimde
insanlara
ruh
hakkında
çok
az
bilgi
verildiği
bildiriliyor.
(İsra
85)
Ruhçular,
fazla
bir
şey
bildiklerini
iddia
ediyorlarsa,
bu
âyeti
inkâr
olur.
İmam-ı
Rabbani
hazretleri,
tenasühe
inananın
kâfir
olacağını
bildiriyor.
(C.2,
m.58)
Kötülerin
halleri
Dine
aykırı
birçok
hareketleri
bulunan,
kötü
kimselerden
de
olağanüstü
bazı
haller
görülebilir.
Böyle
kimseleri
makbul
biri
zannetmemelidir!
Günümüzde
böyle
harikulade
halleri
görülen
kimselere
hemen
evliya
diyorlar.
Belki
bunların
çoğunun
imanı
bile
yoktur.
Evliya
olan
kimse,
keramet
göstermeye
utanır.
Muhammed
Masum
Serhendi
hazretleri
buyuruyor
ki:
(Başkalarının
düşündüklerini
keşfetmek,
kaybolan
şeylerden
haber
almak
ve
ettikleri
duaların
kabul
olması
gibi
Allahü
teâlânın
âdeti
dışında
böyle
şeylerin
bir
insanda
hasıl
olması,
o
kimsenin
velî
olduğunun
alameti
değildir.
Bunlar,
istidrac
sahiplerinde
de
hasıl
olur.
Riyazet
çekerek
nefslerini
parlatan
kâfirlerde
de
hasıl
olur.
Bazılarında
riyazet
çekmeden
de
hasıl
olmaktadır.
Evliya
olmak
için
riyazet
çekmek
şart
olmadığı
gibi,
keramet
göstermek
de
şart
değildir.
Fakat
riyazet
çekmek,
harikaların
çok
olmasına
yardım
eder.
Peygamberlerden
başka
herkesin
son
nefesi
şüphelidir.
Bu
bakımdan
imansız
ölmekten
çok
korkmak
gerekir.)
[Mektubat-ı
Masumiyye
m.
182]
Allahü
teâlâ,
her
şeyi
bir
sebep
altında
yaratmaktadır.
Bu
sebeplere
iş
yapabilecek
tesir,
kuvvet
vermiştir.
İnsanların
bütün
hareketleri,
işleri,
Allahü
teâlânın
âdeti
içinde
meydana
gelmektedir.
Allahü
teâlâ,
sevdiği
insanlara
ikram
olsun
diye,
azılı
düşmanlarını
da
aldatmak
için
âdetini
bozarak,
bunlar
vasıtası
ile
sebepsiz
şeyler
yaratıyor.
Bu
harikulade
haller
beş
çeşittir:
1-
Enbiyadan
meydana
gelene
Mucize
denir.
2-
Evliyadan
meydana
gelene
Keramet
denir.
3-
Evliya
olmayan
müslümanlardan
meydana
gelene
Firaset
denir.
4-
Fasık
veya
günahı
çok
olan
müslümanlardan
meydana
gelene
İstidrac
denir.
5-
Kâfirlerden
zuhur
edene
Sihir
denir.
Kötü
kimselerden
ve
gayrı
müslimlerden
meydana
gelen
olağanüstü
hallerden
dolayı
onları
iyi
bir
kimse
zannetmemelidir!
Cinlerin
etkisi
Cin,
insanın
içine
girebilir.
Bu
husus
hadis-i
şerifle
sabittir.
İnsanın
his
ve
hareket
sinirlerine
tesir
ederek,
hareket
ve
ses
hasıl
ederler.
İnsanın,
bu
kendi
söz
ve
hareketinden
haberi
olmaz.
Böylece
vaktiyle
Roma’da
ve
Peşte’de
ve
Türkiye’de
konuşan
çocuk
ve
hastalar
görülmüştür.
Bunları
konuşturan
cin,
uzak
ülkelerdeki
veya
eski
zamanlardaki
şeyleri
söylediklerinden,
bazı
kimseler,
bu
çocukların
iki
ruhlu
olduğunu
veya
başka
insanın
ruhunu
taşıdığını
sanmışlardır.
Bunun
yanlış
olduğunu
dinimiz
açıkça
bildirmektedir.

